20.04.2024 - EHLİ SÜNNET MEDYA
Ehli Sünnet Medya

Hz. Muhammed’in (S.a.v) Kur’an’dan başka mucizesi yok muydu? İsra 59 ayeti nedir?

VİDEONUN YAZIYA AKTARILMIŞ HALİ…

Hadis ve sünnet karşıtı, mealist olmakla övünen bir gurup Peygamberimizin mucizelerine karşı bir tutum içine giriyorlar, Allahu Tealanın Peygamberimize Kur’an’dan başka bir mucize vermediğini söylüyorlar. Bu iddialarına da şu ayeti delil olarak getiriyorlar:

وَمَا مَنَعَنَٓا اَنْ نُرْسِلَ بِالْاٰيَاتِ اِلَّٓا اَنْ كَذَّبَ بِهَا الْاَوَّلُونَۜ وَاٰتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا بِهَاۜ وَمَا نُرْسِلُ بِالْاٰيَاتِ اِلَّا تَخْو۪يفاً

“Bizi, (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz.” (İsra 59)

Ayetin zahirine bakınca şu anlaşılıyor: Biz niye mucize göndermiyoruz, çünkü daha önceki kavimlere gönderdik ve onlar yalanladılar. Semud kavmine de deveyi vermiştik, onlar deveyi katlederek zalim oldular. Biz mucizeleri korkmaları ve iman etmeleri için göndeririz.

Hlabuki bu ayetin inişine tanıklık eden ve Resulüllah’ı görme şerefine erenler ayetin iniş sebebini şöyle açıklıyor:

Neredeyse bütün tefsirlerde ve kaynaklarda geçtiği üzere İbn-i Abbas radıyallhu anhuma buyuruyor ki:

“Mekkeliler iman etmek için Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den Safa Tepesi’ni kendileri için altına dönüştürmesini ve arazileri ekebilmeleri -işleyebilmeleri için, aradaki dağları da kaldırmasını istediler. Peygamberimiz İMAN EDECEK MİSİNİZ diye sorunca EVET İMAN EDECEĞİZ diyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bunu Allah’dan talep etti de, Cenâb-ı Hak, “istersen bunu yaparım; ancak onların, yeniden küfre dönmeleri halinde de İNANMAMALARI HALİNDE onları helak ederimi” dedi. Buna mukabil Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: “Hayır, ben bunu istemiyorum. Bilakis onlara merhamet et; mühlet ver” buyurdu da, bunun üzerine işte bu ayet nazil oldu.”

Yani şayet böyle büyük bir mucize verilecek ve kafirler de inkarlarına devam edecek olsa o zaman Allahu Teala onları Semud kavmini helak ettiği gibi helak edecekti. Mesela Firavun da Musa a.s’ın denizi ikiye yardığını gördü, şahit oldu. Böyle büyük bir mucizeye şahit olup inkar etti ve halak oldu. Dolaıyıyıla ayet mucize verilmeyişinden değil “inkarı halinde helakı gerektiren” bir mucize verilmediğini beyan ediyor.

Yoksa peygamberimizin bir çok mucizesi vardır.

Peki Peygamberimizin ne gibi mucizeleri vardı?

EELBETTE EN BÜYÜK VE KIYAMETE KADAR KARŞITLARINI ACİZ BIRAKAN MUCİZESİ KUR’ANDIR

O dönem şiir en çok rağbet edilen şeylerden bir tanesi. Halkın fenomenleri şairler. Öyle ki, bir şair söylediği şiirle bir şeyi, bir işi veya bir kişiyi halkın nazarında yüceltebiliyor veya alçaltabiliyordu. Kimisi para ile tuttuğu bir şairi düşmanını rezil etmesi için veya kendisine yapılan ithamları çürütüp daha kuvvetli delilleri sunmak için kullanabiliyordu. Yani kelamın o büyüleyici yanı çok ustaca kullanılıyordu.

İşte böyle bir zamanda ümmi bir Peygamberin getirdiği Kur’an tüm şairlerin ağzını açık bıraktı. Kelamlar yazmaz oldu. Kur’an “haydi bir benzerini getirin” diye meydan okudu da çıkan olmadı. Hem kendine has vezniyle hem ifade ettiği mana ile dinleyeni kendinden geçiriyordu. O yüzden müşrikler Kur’an okunduğu zaman etkilenmemek için ya kulaklarını tıkardı ya da ıslık çalarlardı. Kur’an mucizesi elbette günlerce anlatılsa bitmeyecek bir derinliğe sahip. O yüzden kısa geçiyorum.

Kur’anda anlatılan mucizelerden bir tanesi de İSRA mucizesi. Burada da inkarcıların getirdiği akal ziyan bir yorum var. Önce ayeti okuyalım

Ayetlerimizden gösterelim diye Kulunu bir gece Mescidi Haramdan etrafını bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten (Allah) noksan sıfatlardan münezzehtir.” (İsra 1)

İddialar şöyle: Burası Filistin’deki Mescid-i Aksa değil yakınlardaki bir yer, bedenen gitmedi rüyada gitti.

Kur’an her defasında aklınızı kullanın, üzerinde düşünün diyor.

Şimdi ayetin ifade ettiği manaya ve vakaya bakınca neyin ne olduğu anlayacağız. Peygamber efendimiz İsra ve miraç mucizesini anlatınca ortalık karışıyor. Müşrikler itiraz edip bir yandan alay etmek için bahane ederken bir yandan da yalanlamaya çalışıyorlar. Hatta hazreti Ebubekir r.anha gidip “senin arkadaşın böyle böyle diyor” dediklerinde Hz. Ebubekir “o dediyse doğrudur” diyor. Sıddık lakabını bu olay üzerine alıyor. Daha sonra Peygamberimize Mescid-i Aksa’yı tarif et o halde diyorlar, Peygamberimiz de gözü ile görüyormuş gibi tarif ediyor.

Şimdi mescid-i aksa yakında bir yer olsa gitmiş-gelmiş ne var bunda derlerdi, veya rüyada gittiğini görmüş olsa Rüya der geçerler hatta alay ederlerdi. Dolayısıyla Mekke’nin gündeminin altüst olması da bize gösteriyor ki hem bedenen olmuştur ve hem de bildiğimiz mekan olan Mescid-i Aksa bölgesine gitmiştir. Hazreti Ömer’in Kudüs’ü fethederken atfettiği önem de bunu göstermektedir.

“Abd” yani kulunu götürdü buyuruyor. Kulluk hem beden ve hem ruh ile beraber yapılabileceğinden bu ifadeden bedenen gittiğini anlıyoruz. İsra kelimesi de zaten gece yürümek anlamına gelen Sery kökünden geliyor. Rüya âleminde gidilse bu ifade kullanılmazdı.

Dolayısıyla İsra mucizesi Kur’an ayetleriyle sabittir

AYIN YARILMASI

Kur’an’ı Kerimde geçen bir başka mucize ise Ayın yarılması olayıdır. Bu konudaki ayetler şöyle:

اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ

Vakit yaklaştı ve ay yarıldı. (Kamer 1)

Ayı yarılması ile alakalı bazı tartışmalar yaşanmış. Bunun kıyamet zamanı olabileceği veya mecaz manada kullanılabileceğini söyleyenler olsa da çok zayıf bir görüş olarak kalmış.

Çünkü bu ayetteki İNŞAKKA kelimesi ayrılmak kökünden geliyor, yarılmak manasını ifade ediyor.

Mesela nisa 35 ayetinde وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا Eğer karı-kocanın aralarının açılarak ayrılmasından korkarsanız buyruluyor.

Zaten ayetin Devamında da açık bir mucize olduğu ve kafirlerin buna inanmadığı ifade ediliyor:
وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ  Onlar bir mûcize görseler hemen yüz çevirip, “Bu bilinen bir sihir!” derler.
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ  Yalanladılar ve kişisel arzularına uydular

İtiraz: Ay yarıldıysa neden herkes görmedi? Ay yarılsaydı tüm dünyada yankı uyandırırdı.

Halbuki bir ay tutulmasını bile tüm dünya aynı anda görememektedir. Ve bunun yanında dünyada bir bölge geceyi yaşarken diğer bölge gündüzdür. Ve bir anda oluveren bir şeyi hava şartlarının olumsuzluklarını da hesaba katarsak tüm dünyada herkesin görmesi mümkün değildir. Ki insanlar gece vakti havaya bakarak mı yaşıyorlar? Dolayısıyla ayın yarılması aklen de mümkün olan bir şeydir.

Şöyle bir itiraz olabilir, az önce İsra 59’u okudun büyük mucizelerin inkarı helaka sebebiyet verdiğini söyledin. dolayısıyla Allah böyle bir mucize göstermez!  

İki durum birbirinden farklı. Şöyle ki, helaka sebebiyet veren mucizenin yer yüzüne etkisi ve faydalanmak söz konusu. Uhud dağının altın olduğunu düşünün. Hem zengin olup yaşayacaklar, hem de iman etmeyeceklerdi. Zaten amaçları da buydu.

Dolayısıyla bu ikisi farklı…

İşte bu noktada Peygamberimizin ümmeti içinde gösterdiği mucizeleri beyan eden rivayetler var. Bunları kabul etmiyorlar.

MUCİZELER İNANMAMAK İÇİN DİRENENLERE CEVAPLAR

Peki neden?
Şimdi kaynaklarda geçiyor ki, Peygamber efendimiz bir Keler ile konuştu. Keler dile geldi. Hatta bu mucize sayesinde bir kabile Müslüman oldu.

Diyorlar ki: bu nasıl olur? Böyle şey olur mu?

Kur’anda Hazreti Süleyman’ın hüdhüd kuşu ile konuştuğu beyan ediliyor, kuş bildiğin insan gibi haber getiriyor, Süleyman a.s ile anlaşıyor. Bu mümkün oluyor da hz. Peygamberin bir keler ile konuşması neden mümkün olmasın?

-Mesela Peygamber efendimiz elini bir suya soktu, su çoğaldı Allah’ın verdiği bereketle herkes abdest aldı su hiç bitmedi. Bir kazanda yemek vardı, Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) yüzlerce sahabeye ikram etti, kendisi de yedi, o evin halkına da kaldı ve bitmedi. Bu rivayeti kabul etmiyor.

Kur’an’da hazreti Musa’nın kavmine bıldırcın eti ve helva gönderildiği, beyan ediliyor. Olmayan bir şeyin gönderilmesi mi yoksa olan bir şeyin bereketlenmesi mi? Ona inanıyorsun, mümkün görüyorsun da buna neden inanmıyorsun?

-Peygamber efendimiz bir eve misafir oldu. Misafir olduğu evin iki çocuğu vefat etmişti. Peygamberimiz onları çağırınca hiç ölmemişler gibi kalkıp icabet ettiler, geldiler.

Hazreti İsa’nın ölüleri dirilttiği Kur’an’da geçiyor ona inanıyoruz da bunan eden inanmayacağız?

-Ağaçların Peygamber efendimizi selamladığı rivayetine karşı çıkıyorlar.
Halbuki Davud a.s için Allah (Celle Celaluhu) ‘Ey dağlar! Onunla birlikte tesbih edin. Ve ey kuşlar, siz de!..’ dedik. Buyuruyor.

-Yine mesela Peygamberimiz tükürüğünü savaşta kolu kopan bir sahabenin yarasına sürüp kolunu yerine takınca Allah’ın izniyle eskisinden daha iyi hale geliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu, Peygamberi aşırı yüceltmek oluyor.

Ama Kur’an’da Hazreti İsa’nın cüzzamlı ve alacalı hastaları iyileştirmesi, çamurdan yaptığı kuşun canlanarak uçması mümkün olabiliyor.

Yine Peygamberimiz na’li yani ayakkabısı olmadan taşa bastığı zaman taş yumuşuyordu. Bazı taşlarda bu şekilde ayak izi kaldı. Topkapıda Kutsal emanetlerde var.

Olmaz böyle bir şey diye itiraz ediyorlar. Halbuki Allahu Teala Kur’an’da Davud a.s’a demiri yumuşattık buyuruyor. Demir Davud a.s elinde yumuşayarak şekil alıyordu.

-Peygamberimizin doğduğu zaman Ümmeti Ümmeti dediği rivayet ediliyor. Yok canım o bu kadar da değil diyorlar.
Halbuki Allahu Teala Kur’an’da Hazreti Ademin beşikteyken konuştuğunu beyan ediyor.
Hatta sadece O değil Yusuf a.s’a şahitlik eden bir bebek de konuştu.

Yani arkadaşlar, Kur’an’ı kerimde anlatılan ve kabul ettiğimiz bu mucizelerin bir benzerini, getirdiği hak din kıyamete kadar devam edecek olan, Rahmetenlil alemin bir peygamberin yapabileceğine neden inanmak istemiyorsunuz ki?

Bu aslında Kur’an’a da ters değil mi?

Diğer Peygamberlere onca mucize verilmiş olacak, asasıyla denizi yaracak, eli ışık saçacak, asası ejderha olacak, vasıtasız  şekilde bıldırcın eti ve helva gönderilecek, bir diğer Peygamberin atıldığı ateş onu yakmayacak, bir diğer Peygamber hayvanlarla konuşacak, cinlere hükmedecek, bir başka Peygamber beşikte konuşacak, ölüleri diriletecek, hastaları iyi edecek, çamurdan kuş yapacak canlanacak. Vs. vs.

Ama son Peygambere hiçbir mucize verilmeyecek !!!

Âdetullaha ters bir iddiadır. Peygamber efendimizin mucizelerine sahabeler tanık olmuştur. Bizler de yüzyıllar sonra sünnetini araştırırken içerdiği hikmetlerle hala daha mucizelerine şahit oluyoruz. Mesela yemek yerken küçük lokma alması ve çokça çiğnemesi aktarılmıştır bize. Bugün sağlıklı beslenme uzmanlarının söylediği şey de budur. Tükürük bezlerinin fonksiyonlarını yerine getirmesi ve sindirimin rahat olabilmesi için en ideal yemek yeme şekli budur diyorlar. Sünnetini araştırınca bile altından mucize çıkıyor.

Dolayısıyla Resulüllahın Kur’an’dan başka mucizesi yoktur gibi yaklaşımlar yanlıştır, hatalıdır. Bu hatadan dönülmesi temennisiyle, Allah’a emanet olun.

GENÇ HOCA
ehlisunnetmedya.com

BU SAYFAYI PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ