21.05.2024 - EHLİ SÜNNET MEDYA
Ehli Sünnet Medya

Kur’an apaçık bir kitaptır ne demek?

Mealist ve onlardan güç alan ateistler diyorlar ki, Kur’an kendisi diyor ki: “Kur’an apaçık bir kitaptır. Ayetler apaçıktır. O halde Kur’an’ı anlamak için Hadise, sünnete, Arapça ilmine veya başka bir kaynağa gerek yoktur.” Avam halk da alıyor eline Kur’an’ı burada şu denmek istemiş, burada şöyle buyrulmuş diye ayeti bir yerlere koymaya çalışıyor. Hüküm çıkartmaya çalışıyor ve ayetler hakkında tartışmaya başlıyor.

Arkadaşlar, Kur’an’ın hiçbir yerinde bu kitabı elinize alın, istediğiniz gibi yorumlayın, anladığınızı/çıkarımlarınızı din edinin gibi bir şey buyrulmaz. Tam aksine devamlı Resulün açıklamasına, öğretisine ve rehberliğine yönlendirir. Şunu da soralım Kuran apaçık bir kitap ise neden Kur’an’ı anlatmak için saatlerce konuşuyorsunuz ve kitaplar yazıyorsunuz. Hadis ve tefsirleri Kur’an’ın yanına kitap koymak olarak suçlayıp kendi kitaplarınızı koymanız büyük bir çelişki değil midir? Akıl sahipleri bu çelişkileri de düşünecektir.

Şimdi Kur’an elbette apaçık bir kitaptır ama senin anladığın manada apaçık değildir. Önce bu konuda aldıkları delillere bakalım:  “Kitapta hiç bir şeyi ihmal etmedik.” (En’am, 6/38) “Yaş, kuru her şey kitab-ı mübinde vardır.” (En’am, 16/59),

Bu ayetlerde geçen kitaptan maksat Kur’an değildir. Çünkü 38. Ayetin kırpılan yerinde yani başında buyruluyor ki: Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi sizin gibi topluluklardır. Kitapta hiç bir şeyi ihmal etmedik… 59. Ayetin kırptıkları okumadıkları yerde ise şöyle buyruluyor: Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi bile bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.

Bu anlatılanlar yani karada ve denizde olanlar,  gaybın bilgisi vs. Kur’an’da yazmaz ki!

Peki buradaki kitaptan kasıt nedir?

Buruc suresi 21-22. Ayetlerde beyan edilir: “Şüphesiz o yüce bir Kur’an’dır; Levh-i mahfûzdadır.” Başka ayetlerde Levhh-i Mahfuza işaretler vardır:
يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ “Allah dilediğini siler, dilediğini de yerinde bırakır (geçmiş ayetle alakalı) ana kitap onun katındadır.” Buyruluyor…

Yine İsra 58. ayette: “(Günaha batmış) ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk etmiş veya onları çetin bir şekilde azaba uğratmış olacağız. Bu, kitapta yazılıdır.”

Hangi kitap… “hiçbir şeyin eksik bırakılmadığı, yaş kuru herşeyin bulunduğu kitap” levh-i mahfuzda.

Peki başka: وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَاناً لِكُلِّ شَيْءٍ “Biz sana her şeyi açıklayan kitabı indirdik.” (Nahl, 16/89)

Burada “herşeyi açıklıyor” olmasıyla bütün konuların açıklandığı mı kastediliyor? Bakara 125, 158 ve Hac suresi 26. Ayette “tavaf edenlerden ve tavaf edilmesinden” bahseder. “Evimi tavaf edenler, namaz kılanlar” Kur’an’da herşey sizin anladığını manada açıklanmış ise bana tavafın nasıl yapılacağını Kur’an ayetleriyle açıklayın! Tavafın şekli nedir? Nasıl başlar, Nasıl biter? Kaç defa yapılması gerekir? Bulabilir misiniz? Bin defa da okusanız bulamazsınız. Çünkü tavafın nasıl yapılacağına dair bir bilgi bulunmaz. Bu konuda çok örnek verilebilir. Yani onların anladığı manada her şey açıklanmış değil. Genel olarak Allah’ın hudutları, helaller ve haramlar, ahlak kuralları, deliller, kıssalar açıklanmıştır.” Nitekim Yusuf suresinin sonundaki ayette: “onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir; o, kendinden öncekileri onaylayan, her şey için detaylı açıklama, iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir. Bu ayette de وَتَفْص۪يلَ كُلِّ شَيْءٍ her şeyi tafsil eden diyor lakin peygamberlerin kıssalarını tafsilatlı bir şekilde anlatıldığını anlıyoruz.. Demek ki, onların anladığı manada her şey açıklanmamış. Bir tavafın nasıl olduğu bile açıklanmıyor.

Peki, yine Türkçeye “apaçık” olarak çevrilen Mübin kelimesinin geçtiği ayetlere örnek olarak:

“size Allah’tan bir nur, apaçık bir kitap geldi” (Maide: 15)
Bunlar Kur’ân’ın, apaçık kitab’ın ayetleridir.” (Neml: 1)
 “Elif. Lâm. Râ. Bunlar kitabın, apaçık Kur’ân’ın ayetleridir.” (Hicr: 1)
“O ancak bir zikir ve apaçık Kur’ân’dır.” (Yasin: 69)

APAÇIK olarak çevrilen kelimelerden birisi MÜBİN kelimesi. Bakalım nasıl bir açıklık ifade ediyor bu kelime:
Ayetlerde şöyle geçiyor mesela: APAÇIK BİR GÜNAH, APAÇIK BİR YETKİ, APAÇIK BİR DÜŞMAN, APAÇIK BİR PİŞMANLIK, APAÇIK BİR NUR, APAÇIK BİR SAPIKLIK, APAÇIK BİR FETİH.

Bakın Türkçeye hep bu şekilde çevriliyor. Mesela şeytan için İNNEHÜ LEKÜM ADÜVVÜMMÜBİN o size apaçık bir düşmandır buyruluyor. APAÇIK diye çeviriyoruz ya! Şeytanı daha göremiyoruz bile nasıl apaçık oluyor? Nasıl apaçık bir düşman?

Yani şeksiz şüphesiz, düşmanlığı aşikar olan demektir.

İşte bir çok yerde MÜBİN ifadesi de aşikar, ortada olan, zahir olan, inkar edilemeyecek derecede hakikati ortada olan anlamlarına gelir ki ayetin gerisi ve ilerisiyle de alakalıdır…

Bunları anladıktan sonra şu soruyu tekrar soralım: Neden onların anladığı manada apaçık olamaz? Çünkü Kur’an’ın kendisi der ki: 1- Kur’an’ın içinde hepinizin anlayacağı ayetler olduğu gibi anlamayacağınız ayetler de vardır.2- Bir kutsal kitaptan herkes kafasına göre hüküm çıkartamaz. Hemen 1.sine bakalım:

“Sana kitabı indiren O’dur. Onun bir kısım âyetleri muhkemdir, ki bunlar kitabın esasıdır; diğerleri ise müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve te’vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir. ilimde  derinleşmiş olanlar Derler ki: Ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. Ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. (Ali İmran 7)

Hani Kur’an apaçıktı? Allahu Teala buyuruyor ki, bazı ayetler vardır ki onların anlamını ancak ben bilirim, siz bilemezsiniz… Yani şeklini şemalini tam olarak neyi kasdettiğini bilemeyiz. Burada da insanların acziyeti ve iman imtihanı söz konusu elbette.

ONLARA OKUNMAKTA OLAN KİTAP ONLARA YETMEDİ Mİ?

Ankebut suresi 51. Ayeti okurlar:  اَوَلَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْۜ Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap kendilerine yetmedi mi? Ayetin önünü arkasını almazlar tabi. Mealcilerin temel özelliği. Peki ayet tam olarak neyi kastediyor önceki ayetten anlıyoruz: “Dediler ki Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya! De ki Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben apaçık bir uyarıcıyım, sonra 51. Ayette: “Kendilerine okunan bu kitabı sana göndermiş olmamız onlara yetmiyor mu? Elbette inanan bir topluluk için onda rahmet ve ibret vardır. Yani siz mucize isteyen kafirler! İşte size okunan Kur’an’ın nasıl bir mucize olduğunu görmüyor musunuz? Bu bile bir mucize olarak yeter. Buyruluyor.

Mealcilerin kırptığı, çarpıttığı ayetler bu şekilde.. Kur’an onların kasdettiği manada apaçık değil. Peki, Allah insanlara anlamayacağı bir kitap indirir mi? Şu iki şeyi karıştırıyorlar: Okumak ve anlamak farklı bir şey, okuduğunu yorumlamak ve hüküm çıkartmaya çalışmak farklı bir şey. Elbette ki herkes okuyabilir, bir meal, bir kısa tefsir veya bir tefsir de okuyabilirsin. Ancak kendi kafana göre “burada şunu demek istemiş, buradan böyle bir sonuç çıkar” gibi yorumlamalarda bulunmak çok büyük bir hatadır biz bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Neden? Alalhu Teala bir kutsal kitaptan kimlerin hüküm çıkartabileceğini Maide 44. Ayette beyan etmiştir:
اِنَّٓا اَنْزَلْنَا التَّوْرٰيةَ ف۪يهَا هُدًى وَنُورٌۚ Biz tevratı bir hidayet ve ur olarak indirdik. Kur’an hakkında da aynı ifadeler var.
يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذ۪ينَ اَسْلَمُوا لِلَّذ۪ينَ هَادُو Allah’a teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hükmediyor..
وَالرَّبَّانِيُّونَ Rabbani olan zahidler,

وَالْاَحْبَارُ Alimler:
بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِنْ كِتَابِ اللّٰهِ Allah’ın kitabını korumaları kendilerinden istendiği için,
وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَٓاءَۚ kendileri onun üzerine (gözcülük yapan) şahitler olmuşlardı.
فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَناً قَل۪يلاً İnsanlardan korkmayın, ayetlerimi az bir pahaya satmayın yani gizlemeyin, değiştirmeyin.

İşte ayet açıkça der ki, bir kutsal kitaptan hüküm çıkartacak olanlar Nebiler ve varisi olan alimlerdir. Bu sorumluluk alimlere aittir.

Yine “O’nun yani Kur’an’ın açıklaması bize aittir” ayetinin de ne anlama geldiğini daha önce aktarmıştık. Açıklaması bize aittir buyrulur ve başka ayetlerde “sen açıklayasın diye, açıklayasın ve öğretesin diye indirdik” buyrulur. Bunları daha önce ifade etmiştik. Mealcilere Cevaplar listesine bakabilirsiniz.

Bütün bunlardan Kur’an’ın onların anladığı manada herkesin yorumlayabileceği, hüküm çıkartabileceği bir açıklıkta olmadığı, insanlara böyle bir vazife verilmediği anlaşılıyor.

Kur’an’daki aciz bırakan yöntem de buna engeldir. Çünkü Arap edebiyatının en mükemmel şekli Kur’an’da mevcuttur ki o dönemdeki şairleri aciz bırakması da bundandır. Peki bu ne ile oluyor: İçinde ne var? Sarf ve Nahiv ilmi var, iştikak ilmi var, mani’a, beyan bedi’ ilmi, sebeb-i nuzül var neden inmiş bu ayet?. Kur’an bu sebeple meydan okuyor ve Arapça olarak bir eşi benzeri ortaya koyulamıyor.

 En önemlisi Kur’an bütünlüğü vardır mesela az önce örneklerde gördüğümüz gibi bir ayetin yarısını alırsa veya kendisini açıklayan diğer ayetleri görmeden bir ayetle olaya bakarsa çok yanlış bir sonuca ulaşabilir.

Dolayısıyla Kur’an mucizesiyle, içindeki hakikatleri, emir ve nehiyleriyle, aciz bırakmasıyla, ibret tablolarıyla, misalleriyle apaçıktır. Herkesin yorumlayıp hüküm çıkartabileceği bir kitap olmayıp bu işle yükümlü olanların alimler olduğu beyan edilir. Tabi ki alimlerinde Kur’an’ı anlamak için ilk referansı hz. Peygamber olacaktır.

“siz insanları Kur’an’dan uzaklaştırmak istiyorsunuz” söylemi masum bir söylem değildir. İnsanları Kur’ana yaklaştırmak onlara “alın anladığınız gibi yorumlayın, çıkarımlar yapın, hüküm çıkartın” demekle olmuyor ki bu Kur’an’ın da beyanlarına terstir ve insanları kendi içinde ihtilafa sürüklemenin yoludur.

GENÇ HOCA
ehlisunnetmedya.com

BU SAYFAYI PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ