Ömer Nasuhi Bilmen’in İslam’ın izzetini muhafaza etmesi

Ömer Nasuhi Bilmen İstanbul Müftüsü, Fahrettin Kerim Gökay da İstanbul Valisi’dir. Vali Bey bir gün müftüye telefon ediyor. Diyor ki, “Müftü Efendi, yarın beraberce Fener Rum Patriğini ziyarete gideceğiz.” Ömer Nasuhi Efendi: “Vali Bey ben gitmem” diyor. Vali, “Israr edersem” deyince, Müftü efendi: “O zaman istifa ederim” diyor. Bu sefer vali: “Peki biz sana gelirsek?” diye soruyor. Müftü Efendi de: “O olur” diyor ve kararlaştırılan gün ve saatte görüşme gerçekleşiyor.
Ama görüşmeden önce Ömer Nasuhi Hoca şöyle bir şey yapıyor. Hedemesine, onların geleceği saatli kollamasını söylüyor. Hademe de “Geliyorlar efendim” diyor. Nasuhi Hoca, onlar gelmeden önce odasından çıkıyor. Vali ve patrik geliyorlar ve müftünün odasına oturuyorlar. Az sonra da Müftü Efendi içeri giriyor. Haliyle, o içeri girince vali ve patrik ayağa kalkıyorlar.
Bir gayri müslimin ayağına gitmektense istifayı göze alan Ömer Nasuhi Bilmen, böylece İslam’ın izzetini korumuş, bir gayri Müslime ayağa kalkmamış ve onu kendisi için ayağa kaldırmış oluyordu.
Birileri Müslüman nezaketini göstermelidir vs gibi şeyler söyleyebilir. Lakin burada durum farklıdır. Onlar küfürle mücadelenin en sert zamanlarına şahit oldular ne İslam’ın izzetini her noktada muhafaza etmeye çalıştılar.
