19.04.2024 - EHLİ SÜNNET MEDYA
Ehli Sünnet Medya

Kadınların internet kullanmaları caiz midir?

  • Kadınların internet kullanmaları caiz midir? için yorumlar kapalı
  • 294 GÖRÜNTÜLEME

İnternetin hayatımıza girmesi faydalarının yanı sıra birçok problemi de beraberinde getirmiştir. Hemen şunu söyleyelim ki, internet bir araçtır. Bu aracın caiz olup olmadığı, nasıl kullanıldığına bağlıdır.

Gerçekten internet kocaman bir dünya. Aslında kocaman dünyayı ulaşılması çok kolay küçük bir köy haline getiren de internet oluyor. Ve bu dünyada bulacağın şey, aradığın şeydir. Bilgiye ulaşmak internet ile çok kolay bir hale geldi. Birçok işlem bugün internet vasıtasıyla evden çıkmadan yapılabiliyor. Bunun yanı sıra elbette internetin birçok sakıncası ve zararı bulunmaktadır. Yani internette hayır ve şerrin kapıları bir tık ötenizde duruyor.

Ne yazık ki, internet nedir, ne değildir, nasıl istifade edilir, faydası-zararı nedir, öğrenmeden internet denizine açıldık. Yüzme bilen az bir kesim bundan istifade edebilmekte, geri kalanlar ise boğulmak üzere.

İnternetin sakıncaları ve zararlarına karşı tüm kullanıcıların uyanık ve bilgili olması bir zorunluluktur. Buna göre tedbirlerin, koruma ve filtre programlarının kullanılması şart olmuştur.

İnternet bir gerçektir ve zararlarından ötürü interneti yokmuş gibi reddetmek bu gerçeği ortadan kaldırmaz. O halde bizler bu işin doğru tarafında durmalıyız ki, yanlış tarafın esiri olmayalım.

Bu yazımızda üzerinde durmak istediğimiz husus, İslami çevrede gelişen internet bilincidir. Bu bağlamda chat ve İslami forumlara katılmanın hükmü boyutu üzerinde duracağız.

Öncelikle şu yanlışı ortaya koymamız gerekmektedir. Chat, iki veya daha fazla kimsenin interneti kullanarak yazışmalarıdır. Ama gelin görün ki, İslami sohbet, sanki chat değilmiş gibi bir hava estiriliyor. Seviyeli olursa bunun adı sohbet oluyor, seviyesiz olursa, adına chat deniyor.

Her ne kadar niyetler temiz olsa da o niyetleri kirletebilecek ve istemesek de çoğu zaman oyuncağı olduğumuz nefsimiz var. Bu nedenle “niyetim iyi” diyerek kendimize güvenmek, yapılacak en büyük hatadır.

İnsan için en fıtri ve en uygun hali, Cenab-ı Hak’tan başka kim bilebilir ki? Bizi O’ndan daha iyi kim tanıyabilir ki? İşte bizi yoktan var eden, bizi bizden daha iyi bilen Allah Teala şöyle buyuruyor:

“(Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.”1

Haramları ortadan kaldırmaktan önce bize yüklenen bir vazife var: Gözlerimizi haramdan korumak. Yani çözüm bizden, içimizden başlıyor. Zaten problemin kökü dış dünyadan değil, iç dünyamızdan kaynaklanıyor. İç dünyasını sağlam bir iman kalesi haline getirmiş bir mümin için, her taraf haram tablosu olsa ne fark edecektir ki? Fakat kolayca nefsinin esiri olabilecek bir kimse için Mekke’de bulunması bile fayda getirmeyecektir. Görmek istediklerini görecektir, onun arayışında olacaktır.

Hz.Yusuf kıssasını hatırlayalım. Kitabımız Kuran-ı Kerim bize bu kıssayı neden anlatmıştı? Bu kıssadan alınacak en önemli derslerden biri de, kul olarak biz, gözlerimizin Yaratıcısını unutmayıp emir ve yasaklarını hep hatırlarsak, en kışkırtıcı haram sahneler bile bir etkide bulunamaz.

Yine Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:
“Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.”2

Dikkat edin, Cenab-ı Hak, “Zinaya yaklaşmayın!” diyor. “Zina yapmayın!” demiyor. Bu nedenle zinaya vesile olabilecek, zina yolunu açabilecek hiçbir şeyi dinimiz caiz görmez. Çünkü asıl mesele yaklaşmamaktadır. Yaklaşmayan, uzak demektir. Uzak olmak ise tehlikeye karşı birinci tedbirdir.

Esasen bir kere bu yollara tevessül edildikten yani insanı zina etmeye zorlayan ve cinsî arzuları kabartan bir ortama girdikten sonra, artık, bu arzuların ağır baskısı karşısında iradenin gücü oldukça yetersiz kalır. Bu durumda zinadan korunmak son derece güçleşir, insanın bu psikolojik zaafını dikkate alan Kur’an-ı Kerim, prensip olarak insanı kötülüklere sevk edici sebepleri ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Buna “sedd-i zerîa” prensibi denir.

İnternet gözlerimizi haramdan sakındırıyor mu, bizi zinaya yaklaştırıyor mu? Herkes bu soruyu samimi bir şekilde kendine sormalıdır. Bilgisayarın başına ne amaçla oturuyorsunuz? Orada geçirdiğin saatler ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?

Adam işten eve geliyor, doğru bilgisayarın başına. Eşine arkadaşlık yapacağına, bilgisayara arkadaşlık yapıyor. Çocukları ondan ilgi beklerken, o bilgisayarla meşgul. Sorun, “İslami tebliğ yapıyorum, faydalı oluyorum” der.

Kişinin önce kendisine, ailesine, sonra da diğer yakın çevresine, daha sonra da uzak çevresine faydalı olması gerekir. Yanı başındaki çocuğuna dini anlatman gerekirken, gidip sanal âlemde tebliğ peşinde sevdiklerini harcıyorsun. Kendine ve onlara yazık ediyorsun.

Bir kere böyle bir ihtiyaç nereden kaynaklanıyor? Özellikle hanım kardeşlerimizin bu sitelerden ne medet umduklarını merak ediyorum.

Bir hanım kardeşimiz, ben bu siteler vasıtasıyla insanlara islamiyeti anlatıyorum diyor. Evvela bir bayanın, karşı cinsten birine dini tebliğ etmek gibi bir vazifesi yoktur. Sanki tüm vazifeleri yerine getiriyoruz da, üzerimize vazife verilmemiş alanlara da el atıyoruz. Hanımlar arasında konuş konuşabildiğin kadar, yaz yazabildiğin kadar. Ama bunu erkekler arasında yapmamalısın. Önce din konuşursun, sonra samimiyet oluşur; bir bakmışsın şeytan işi başka mecralara almış götürmüş.

Hanım kardeşim! Dini bilgilere ihtiyacın varsa, bunu sohbet sitelerine girmeden de giderebilirsin. Forum sitelerinde erkek nicki kullanmak, asla bir çare ve çözüm değildir. Sen kendinin kadın olduğunu bilmiyor musun? Bu yeter!

Bir erkek ve kadın sanal ortamda da olsa baş başa kaldıklarında, bu ikisine eşlik edecek üçüncü kişi, şeytandır.

Tüm şehvani şeylerde en kritik nokta, yaklaşmaktır. İşte bu forumlar, sohbetler bu yaklaşmayı sağlıyor. Bunu din adına yaparsın, tebliğ dersin ama sonuçta yaklaşırsın. Ve şeytana beklediği fırsatı vermiş olursun.

Kimse kimseyi kandırmasın. Herkes kendi vicdanıyla baş başa kalmalı ve niyetini sorgulamalıdır. Unutmayalım ki şeytan çok çalışkan ve amacına ulaşmak için bıkmadan, usanmadan çalışıyor.

Harama sebebiyet veren hiçbir şey masum değildir ve olamaz. Tebliğ yapıyoruz diyerek bu forum sayfalarında senli benli muhabbetler kurmak, hangi akla hizmettir?

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bugün hayatta olsaydı, bu durumu böyle gönül rahatlığıyla açıklayabilir miyiz? O’nun (S.A.V.) bundan razı olacağını söyleyebilir miyiz?

Bu sohbet sitelerinde harcadığımız vaktin hesabını nasıl vereceğiz? Elimize geçen gerçekten kaybımızı telafi edebilir mi? Bu vakti, namazla, Kuran’la, zikirle geçiremez miyiz? Hepimiz ölümle nişanlıyız ve ölüm hepimize çok yakın. Ana rahminden çıktık bir gün pazara, sonra bir kefenle döneceğiz mezara. Cennetle müjdelenmediğimize göre, o halde cenneti kazandıracak amellere ihtiyacımız yok mu?

dipnot

(1) Nur suresi: 30
(2) İsra suresi: 32

BU SAYFAYI PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ