|
BEŞİNCİ HİKÂYE
Bir gün Peygamber Efendimiz Hazretleri (S.A.V.), kıymetli eshabı ile
beraber, mescid-i şerifte sohbet ediyordu. O esnada içeriye bir zat
girdi ve: «Ya Rasûlallah! Bana İslâm'ı arzeyle» dedi. Efendimiz
Hazretleri de arzettiler. Bundan sonra mezkûr zat çıkıp gitti. Biraz
sonra Fahri Kâinat Efendimiz buyurdular ki: «Az evvel müslüman olan
kimsenin cenazesine hazır olun.» Eshab-ı Kiram:
— Ya Resûlallah! O kimseye ne yetişti ki, hemen oluverdi?
Efendimiz Hazretleri de (S.A.V.), o kimseyi develerinin düşürüp
öldürdüğünü haber vererek, teçhiz ve tekfin'ini yaptıktan sonra namazını
kılıp, mübarek elleri ile kabre koydular. Çıktıkları zaman, mübarek
yüzleri sararmış ve gömleğinin ucu yırtılmış idi. Kendilerine bunun
sebebi sorulduğu zaman:
— Bu kişiyi kabrine koyduğum zaman, cennetten bir kapı açıldı. Gördüm ki
sayısız huriler onu karşılıyorlardı. Her birinin elinde, cennet
nimetlerinden hediyeler vardı. Bana «Ya Rasûlallah! Hz. Allah'tan şefaat
eyle ki, bu kimsenin hizmetinde bulunalım.» diyorlardı. Kabirden çıkmak
istediğim zaman da birisi koşup gelerek, gömleğimin ucuna yapıştı,
buyurdular.
O kimsenin bu kadar nimete mazhar olmasının sebebi sorulduğu zaman ise:
— İhlas ile bir defa «Kelime-i Şehadet» söylemesindendir, buyurdular.
* * *
|