|
DÖRDÜNCÜ HİKÂYE
Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz Hazretlerinin bir yahudi komşuları vardı.
Bu yahudi'nin çok cesur ve yiğit olan oğlu, daima Peygamber Efendimiz
Hazretlerini ve eshabı güzinini ziyarete gelirdi. Fakat bir defasında
aradan bir kaç gün geçtiği halde gelmedi. Resûlüllah Efendimiz, onu
sordular Eshâb-ı Kiram ise, onun hasta olduğunu haber verdiler. Bunun
üzerine Fahri Kâinat Efendimiz buyurdular ki:
— Üzerimizde komşuluk hakkı vardır, toplanın beraberce onu ziyarete
gidelim.
Beraberce evine gittiler. Vardıkları zaman onun yatağında hasta ve sırt
üstü yatmakta olduğunu gördüler. Ve o esnada ruhunu teslim etmek üzere
olduğunu anladılar. Peygamber Efendimiz Hazretleri, hemen «Kelime-i
Şehâdet»i telkin buyurdular. Hasta ise babasının yüzüne bakarak, onun
izin verip vermeyeceğini anlamak istedi. Babası şöyle dedi:
— Eğer dilersen Muhammed'in (S.A.V.), telkin ettiği kelimeyi
söyleyebilirsin.
Oğlu da bunun üzerine yüzünü, derhal yahudiler kıblesinden, müslümanlar
kıblesine çevirip «Kelime-i Şehadet»i söyledi ve ruhunu teslim etti.
Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri, teçhiz ve tekfîn'ini yapıp,
cenaze ile beraber, mübarek ayak parmakları üzerine basarak kabre
gittiler. Niçin bu şekilde yürüdüğünü soranlara:
— Gökyüzünden o kadar çok melâike indi ki, ayağımı basacak yer bulamadım,
buyurdular. Eshab-ı Güzîn, tekrar sordular ki:
— Ya Rasûlallah! Bu kadar çok melâike inmesinin sebebi nedir? Resulü
Zîşan Efendimiz (S.A.V.):
— Bu kimse, ömründe bir defa ihlas ile «Kelime-i Şehadet»i söyledi. İşte
bunun için, bu kadar çok melek nazil oldu, buyurdular.
* * *
|