|
DOKUZUNCU HİKÂYE
Selef-i Sâlihîn'den, Muhammed bin Salih isimli zat, tahsili zamanında,
Bağdad'a giderek, Şeyhi'l-Kurra Ebû Bekr bin Mücahid'den ta'lîm ve
kıraat öğreniyordu. Bir gün ders esnasında, eski elbiseli bir ihtiyar
geldi ve selâm verdi. Şeyh Ebû Bekr de O'na gayet hürmet ederek yerine
oturdu. Hoş geldiniz dedikten sonra ihtiyarın halinden sordu. O da:
— Hamdolsun iyiyiz, lâkin bir oğlumuz dünyaya geldi, bazı şeylere
ihtiyacımız oldu. Fakat dünyalık hiçbir şeye sahib değilim. Bu gece hüzn
ve endişe ile yatmıştım. Rüyamda Hz. Rasûlüllah (S.A.V.) Efendimizi
gördüm. Bana hitaben: «Ya kimse, mahzun olma. Vaktin veziri İsa bin
Ali'ye git ve benden selâm söyle. O her cuma gecesi bana 1000 salavat
getirmeden yatmazdı. Bu cuma ise 700 salavat getirdi. Sonra bir iş için,
padişah tarafından çağırıldı. Tekrar dönüşünde de 300 salavat getirerek
yattı. Bu alâmeti kendisine ihtar et. Sana 100 akçe versin.» buyurdu.
Ben de beraberce gitmek için zatınıza geldim, deyince Şeyh Ebû Bekr
hemen yerinden kalktı ve ihtiyarı alarak o vezirin yanına götürdü. Ve:
— Ey zamanın veziri, bu ihtiyar, taraf-ı risâlet'ten size gönderilmiştir.
Bunun şu şekilde bir ihtiyacı vardır, diyerek rüyayı ve emr-i
Rasulüllahı teblîğ etti. Vezir, hazîne memuruna emir verip 100 akçeyi
ihtiyara takdim etti. Sonra da:
— Ey ihtiyar, bu 100 akçe şunun için ki, her cuma gecesi 1000 salavat
getirdiğim, Hz. Allah ile kendi aramda bir sır olduğundan, bu sırrı
açıkladığın için. 100 akçe daha verip, bu da taraf-ı risâlet'ten
gönderildiğin için. 100 akçe daha verip, bu da elhamdülillah benim
salavatımın, Cenabı Peygambere vasıl olduğunu müjdelediğin için. 100
akçe daha verip bu da evinden kalkıp buraya kadar geldiğin için, verdim
diyerek daha başka vesileler ile akçe adedini 1000 e çıkarır.
Fakat ihtiyar, Hz. Peygamberin emri 100 akçedir fazlası bana lâzım
değildir, diyerek 100 akçeyi alır ve gider.
* * *
|