|
ONUNCU HİKÂYE
Belh şehrinde, çok zengin bir tüccarın iki oğlu olup, kendi vefatından
sonra malını o iki oğlu paylaşmışlardı. Mîras içerisinde, Hz. Rasulü
Ekrem'in mübarek sakallarından üç aded kıl bulunuyordu. Büyük:
— Bunların biri senin biri benimdir, geri kalan birisini de ortadan
ikiye bölüp paylaşalım, dedi. Küçük ise:
— Hayır, böyle şey olamaz, bir kimse Hazreti Rasûlü Ekrem'in mübarek
sakalını kesemez, diye muhalefette bulundu. Büyük oğul:
— Eğer bu kıllara senin o kadar hürmetin varsa, bütün malları bana ver
bu üç kılı sen al, dedi.
Küçük bu teklifi canına minnet bilip, bütün malları kardeşine bıraktı ve
üç tane mübarek kılı aldı. Her ne zaman onlara bakarsa, salavat-ı şerife
getiriyordu. Aradan çok zaman geçmeden, büyük oğulun bütün malı telef
oldu, fakir ve müflis bir hale düştü.
Küçük ise tam aksine son derece mal ve mülk sahibi oldu ve nihayet vefat
etti. O zamanın azizlerinden birisi, Hz. Rasûlü Ekrem Efendimizi
rüyasında görür. Efendimiz Hazretleri: «Her kimin bir haceti zuhur
ederse, o tüccarın küçük oğlunun kabrini ziyaret etsin, işi hallolur.»
diye buyururlar.
Rüyayı gören zat bunu ilân ederek, merhumun kabri o diyarda muteber bir
yer halini alır. Hatta kabrinin önünden geçerken, herkes atından iner ve
yürüyerek geçermiş.
O, bu mertebeye, Hilye-i Muhammediyye'ye hürmet ve salavat-ı şerifeye
devam etme sayesinde nail olmuştur. (Allahümme salli âlâ nebiyyi'r-Rahme
ve şefîu'l-ümmeti- Muhammed ve âlihî't-tayyibîne't-tâhirîne ecmaîn);
* * *
|