|
SEKİZİNCİ HİKÂYE
Yahudinin birisi bir gün müslüman bir zata yalan isnad ederek devesini
aldığını söyler. Muhakeme için Hz. Rasûlüllahın huzuruna gelirler.
Yahudi, yanında getirdiği şahidleri de konuşturarak, kendisini haklı
çıkarır. Böylece şer'i şerife göre müslümanın elinin kesilmesine hüküm
verilir.
O müslüman, Cenabı Hak'ka teveccüh ederek: «Ya Rabbî! Sana hiç bir şey
gizli değildir, işin hakikatine vakıfsın. Ben mazlumum. Yahudi, bana
iftira ediyor. Bu hususta şahid de getirdi. Benim halimi Rasûlüne
keşfeyle.» diye tazarruda bulundu. Daha sonra da:
— Ya Rasûlallah! Senin hükmüne razıyım. Lâkin yahudi bana iftira ediyor.
Getirmiş olduğu şahidler de yalancıdır. Açık bir sır açık bir mu'cize
vardır ki, senin mu'cizelerine nihayet yoktur. Keyfiyeti bir de deveden
sual buyurun. O zaman münafıkların yalanları açığa çıkar, dedi.
Bunun üzerine Rasûlü Ekrem (S.A.V.), deveyi getirtip sual ettiği zaman,
deve açık bir lisan ile: «Ya Rasûlallah! Bunlar münafık ve yalancıdırlar.
Ben müslümanın helâl malıyım. Bunlar, müslümana iftira etmişlerdir.»
deyince, Rasûlü Ekrem Efendimiz o müslümana:
— Ey kimse, salih amellerden ne işledin ki, deve senin için konuştu?
buyurduklarında, o kimse:
— Ya Rasûlallah! Çok şey bilmem. Ancak her gece yatarken zât-ı
risâletinize 10 kere salavat-ı şerife getirmek âdetimdir, der.
Sonra da Hazreti Rasûlü Ekrem:
— Ey kimse, bana salavat-ı şerife getirmekle, dünyada elin kesilmekten
ve âhirette de azâb olunmaktan kurtuldun, buyurur.
* * *
|