|
YEDİNCİ HİKÂYE
Hz. Fahri Âlem (S.A.V.), bir gün eshabı güzini (Rıdvanullahi Aleyhim
Ecmeîn) ile beraber, mescid-i seâdetlerinde sohbet ederken, bir a'râbî
içeriye girdi. Doğruca Rasûl Aleyhisselâmın yanına giderek:
— Ya Muhammed! (S.A.V.), gölgede, güneşte ve ana rahminde âdem
oğullarından, (haşa) senden kötü kimseyi görmedim. Eğer halktan
korkmasam seni öldürürüm, dedi.
Hz. Ömer (R.A.) hemen kılıcını çıkarıp o kimseyi öldürmeyi isteyince,
Hz. Rasûl Aleyhisselâm:
— Ya Ömer! Sabreyle diye buyurdular.
Daha sonra mezkûr şahsa dönerek:
— Ey kimse! Benden sana ağır gelen bir şey mi işittin?
— Hayır.
— Benden seni üzecek bir hâl mi zuhur etti?
— Hayır.
— öyle ise ne mürüvettir ki; seni asla rencide ve mahzun etmeyen birini
kavmi ortasında tahkir ediyorsun. Sen şimdi «Lâ ilahe illallah
Muhammedü'r-Rasûlüllah» de, buyurdu. A'râbî:
— Ben o kelimeyi nasıl söylerim. Zira bana dediler ki (haşa) sen bir
sihirbaz ve yalancısın ve gayet güzel konuşan bir şâir ve de aşık bir
kimse imişsin. Hz. Rasûl:
— Ey kişi! Haber işitildiği gibi olmaz. Ben Allahu Teâlâ Hazretlerinin
Rasûlüyüm ve yeryüzünde olan bütün insanların efdaliyim. Sen, «Kelime-i
Şehâdet» söyle buyurdu. A'râbî:
— Ya Muhammed! (S.A.V.) ben bir şey getirdim. Eğer o sana îman ederse
ben de îman edeceğim, dedi. Ve elbisesini sallayarak bir keler düşürdü.
Hz. Rasûl:
— Ey Keler! Ben kimim? buyurdukları zaman, keler:
— Sen, âlemleri yaratan Allahu Teâlâ Hazretlerinin Rasûlü ve kıyamette
şefaat edicisin. Sana îman eden, necat ve felah bulur. Ve seni inkâr
eden ziyan eder ve Hz. Allah'ın azabına müstehak olur, dedi. Hz. Rasûl:
— Ey Keler! Kime ibadet edersin? diye buyurunca, keler:
— Arşı, kürsü, yerleri, gökleri, kara ve denizdeki acâib mahlûkatı, kaza
ve kaderi, cennet ve cehennemi, rahmet ve azabı da yaratan Allahu
Zelcülâl Hazretlerine ibadet ederim, diye cevap verdi.
Bu defa A'râbî gülmeye başladı. Hz. Rasûl:
— Ey Adam! Cenabı Hak'kın kudret ve mucizelerine mi gülersin? diye
sordu.
— Hayır Ya Rasûlallah! Mescid-î şerifinize girdiğim zaman bana, senden
daha çirkin "kimse yok iken, inayet-i Hak yetişti ve şimdi bana, senden
daha muhabbetli bir kimse yoktur, dedi. Ve Hz. Rasûlümüzün huzurunda
can-u dilden iman etti.
* * *
|