DİNİ HİKAYELER

 

ADALETİN FAZİLETİ


ÜÇÜNCÜ HİKÂYE

Yine Hz. Ömer (R.A.) hilafeti zamanında aşere-i mübeşşere'den Saad Bin Vakkas Hazretlerini Yemen'e vali tayin etmişti. Hz. Saad oraya gittiği zaman bir ev yapmayı düşünür. Fakat yeri gayet dar olduğu için, mecusî komşusunun yerinden biraz satın alıp ilave etmeyi kararlaştırır. Mecusî'den her ne kadar ister ise de, bir türlü razı edemez. Memleketin ileri gelenleri de Mecusî'ye ricada bulunmalarına rağmen, yine kabul ettiremezler. Bunun üzerine bazı kimseler «Ya Saad, bu mecusî'ye tevazu göstermek nedir? Zorla alın ve pahası ne ise verin.» derler. Hz. Saad ise: «Rızası ile vermeyince almam.» cevabını verir. Bazı kimselerin «Zorla alın» sözü mecusî'nin de kulağına gidince, bunlar bu işe cür'et edip alırlar korkusu ile, kalkıp Medine-i Münevvere'ye giderek, Emîrü'l-Mü'minîn Hz. Ömer Efendimizi sorar. Sahraya çıktığını haber alınca, Medine'nin dışına çıkıp, diğer emirler gibi bir cemaat ile av yapacağını düşünür ve öyle bir topluluk aramaya başlar. Bir de bakar ki, kuru yer üzerinde ve hırkasına bürünmüş bir vaziyette yatan bir kimse görür. Mecusî O'nu tanımadığı için ayağı ile dokunarak:

— Emîrü'l-Mü'minîn Hz. Ömer hangi kapıdan girer?

— Emîrü'l-Mü'minîn-i ne yapacaksın?

— Yemen Valisi Saad'dan şikâyetim vardır, diyerek hadiseyi arz-eder.

Bunun üzerine Hz. Ömer ayağa kalkarak, kendisini bildirir. Mecusî bu defa çok korkar. Hz. Ömer Efendimiz, korkma diyerek O'nun elinden tutarak hane-i saadetlerine götürür. O zaman kâğıt bulunmadığı için, bir koyunun çene kemiğine:

— Ya Saad! Komşularını razı eyle, hoş tut ve hemen yanıma gel, diye yazarak, mecusî'ye verip gönderir.

Mecusî nice meşakkatler ile Yemen'e varınca, kendisini ailesi karşılar ve işin ne olduğunu sorar. O da:

O kadar zahmet çekip Medine'ye kadar gittim. Nihayet beni maskaralığa aldılar, diyerek, Emîrü'l-Mü'minîn'in hal ve şanı ile vermiş olduğu yazılı kemik budur, diye ailesine gösterir. Ailesi:

— Bunu sen Yemen valisi Saad'a nasıl verirsin, diye bir hayli istişare yaparlar. Nihayet, insanlar içinde vermeyelim sonra mahcub oluruz, düşüncesi ile tenha bir yerde vermeye karar verirler.

Mecusî, Hz. Saad'ın yalnız olduğu bir zamanda, kemiği takdim eder. Hz. Saad hemen ayağa kalkıp ve başından sarığını çıkararak boğazına takıp «Aman gel burada bana ne dilersen yap, beni Hz. Ömer'e götürme. Zira ben O'nun hışım ve gadabına tahammül edemem.» diye mecusî'ye nice nice tevâzûlar gösterir.

Mecusî, Hz. Ömer'in bu dirayet ve adaleti karşısında son derece hayret ve taaccüb eder ve:

— Ya Saad! Bana İslâm'ı arzeyle. Zira nice emirlerin maiyyetinde bulunanlara, imzalı emirleri gider de bu derece korkmazlar. Bu ise ancak Din-i İslâm'ın hakikatından neş'et eder, diyerek İslâm ile müşerref olur. Evini de Hz. Saad'a hediye eder. O ev sonradan, müslümanların toplanıp müşavere ettikleri bir yer haline gelir.

* * *