DİNİ HİKAYELER

 

ADALETİN FAZİLETİ


İKİNCİ HİKÂYE

Hz. Ömerü'l-Farûk (R.A.) hilafetleri zamanında, bir gece gezerken, bir evin içinde, bir kadının ağladığını işitir. Ahvaline vâkıf olmak için bir miktar durur. Kadın evladına hitaben: «Ey evladım, Alllahu Teâlâ, Hz. Ömerü'l-Farûk ile benim aramda hâkim olduğu gün, hakkımı isterim.» der. Bu kelime Hz. Ömer'e çok te'sir eder ve o kadar üzülüp huzursuz olur ki, Allah korkusundan dolayı nerede ise mübarek ruhları bedenlerinden ayrılma derecesine gelir. Hemen kadının kapısını çalar ve kadın kapıya çıktığı zaman: «Ey kadın, Ömer sana ne yaptı?» diye sorar. Kadın da O'nu tanımayarak:

— Benim efendimi gazaya gönderdi. Halbuki küçük çocuklarım ile beni böylece aç ve çaresiz bırakıp gitti. Çocuklarım açtır. İşte bu halde Emîrü'l-Mü'minin bizi unuttu. Bunun için ağlıyorum, der.

Bunun üzerine hemen Hz. Ömer (R.A.) evine giderek, hayli un ve et alıp, mübarek sırtlarına yükleyip kadının evine getirirken, eshâb-ı kirâm'dan bazıları; «Aman ya Ömer, lütfedin biz götürelim,» dediler. Fakat Hz. Ömer Efendimiz onlara: «Siz şimdi benim yükümü götürürsünüz. Yarın kıyamette benim günahımı kim götürür.» diyerek, kendisi kadının evine kadar getirir. Mübarek elleri ile de hamur yapar, ekmek ve eti pişirir. Uyuyan çocukları da kaldırarak, doyuncaya kadar mübarek elleri ile bizzat yedirir. Sonunda da «Bana hatırınız kırılmıştır.» diyerek helâllik taleb eder. Onlar da helâl ederek, bundan sonra böyle birşey söylemeyeceklerine söz verirler.

İşte Hz. Ömer (R.A.) Efendimizin adaletleri bu derece iken, vefatından 15 sene sonra sahabeden birisi rüyasında görerek:

— Ya Ömer! Rabbin sana ne ile muamele etti? diye sorar. O da:

— Elhamdülillah, şimdi hesaptan kurtuldum. Bugüne kadar hesap olunmakta idim, deyip «Hz. Allah adalet ve ihsanı emreder.» mealindeki âyet-i kerimeyi okumuşlar.

«Hepiniz çobansınız ve idareniz altında olanlardan mesulsünüz.» mealindeki hadis-i şerif mucibince, idaremiz altında olanlara adalet ile muamele ederek kıyamette mesuliyetten kurtulmak lâzımdır.

* * *