|
ALTINCI HİKÂYE
Hz. İsa Aleyhisselâm zamanında bir Yahudi, Cenabı İsa'nın, mu'cizeleri
olan ölüleri diriltme, âma ve hastalara şifa gibi harikuladeliklerinin
mübarek hırka ve asasında olduğunu zannederek onlara tama eder ve
çalmaya karar verir. Bu düşünce ile İsa Aleyhisselâm'a gelerek: «Ya İsa!
Benim ehlim ve malım yoktur. Yalnız bir kimseyim. Kabul ederseniz
zatınızla yoldaş olup seyahat etmek istiyorum» diye niyazda bulunur. Hz.
İsa Aleyhisselâm da münasib görerek kabul eder.
Beraberce giderlerken önlerine bir deniz gelir. Yahudi geçmeye kaadir
olamayınca, Cenabı İsa Aleyhisselâm elinden tutar ve yürüyerek geçerler.
Biraz sonra Yahudi «Ya İsa, karnım acıktı» deyince, Hz. İsa Aleyhisselâm
da:
— Şu karşıdaki dağa git. Orada olanlara benden selâm söyle ve yiyecek
bir şey iste, buyurur.
Yahudi emri yerine getirir ve onlar da hemen üç tane ekmek verirler.
Yahudi ekmekleri getirirken tama eder ve bir tanesini yolda yiyerek,
ikisini getirip İsa Aleyhisselim'a verir. Hz. İsa mu'cizeleri iktizası,
ekmeğin kaç tane olduğunu bildiği halde, Yahudiden, kaç ekmek
verdiklerini sorar. Yahudi de iki tane verdiklerini söyler. O gece bir
mescidde yatarlar ve ertesi gün yollarına devam ederler.
Giderken bir cüzzamlı kimseye tesadüf edince, Hz. İsa Aleyhisselâm.
mübarek eli ile O'nu mesh eder ve cüzzamdan kurtulunca, yahudiye hitaben:
— Ey Yahudi. Bu cüzzamlıya sıhhat veren Allahu Tebarek ve Teâlâ hakkı
için, o ekmek kaç tane idi? diye sorunca, Yahudi yine iki tane der ve
birisini inkâr eder.
Yine yola revan olarak giderken, gözleri kör bir kimseye tesadüf ederler.
Hz. İsa, mübarek eliyle, amanın gözlerini mesh edip âma görmeye
başlayınca, Yahudiye hitaben:
— Ey Yahudi, bu âmânın gözlerinin nurunu ihsan eden Allahu Teâlâ Hakkı
için ekmek kaç tane idi? diye sorar. Yahudi yine iki tane olduğunu
söyler.
Oradan bir deniz kenarına gelirler. Yahudi susadığı için Hz. İsa'dan su
ister. O da bir bardak deniz suyu alır ve Kudret-i Hak ile, tuzlu olan
su tatlı oluverir. Yahudi suyu içtikten sonra O'na yine sorar:
— Ey Yahudi, bu deniz suyunu tatlı eden Allahu Teâlâ Hazretleri hakkı
için, ekmek kaç tane idi? Yahudi yine iki tane idi, diyerek inkârında
İsrar eder. Denizden karşıya geçmek gerektiği için, Hz. İsa Aleyhisselâm
kendi ayağının bastığı yere, Yahudinin de basmasını emreder ve öylece
yürüyerek denizi geçerlerken, orta yere geldiği zaman Yahudiye:
— Ey Yahudi, su üzerinde bize yürümeyi ihsan eden Rabbin hakkı için,
ekmek kaç tane idi? Yahudi yine evvelki cevabı verir. Denizi geçip tenha
bir yere geldikleri vakit, İsa Aleyhisselâm namaza durur. Yahudi de bu
fırsatı ganimet bilerek, Hz. İsa Aleyhisselâmın hırka ve asasını çalarak
yakında bulunan bir şehre gider.
Şehre vardığı zaman, hemen ilân eder ki; ben hastalara şifa bulur,
körlerin gözünü açar, cüzzamları kurtarır, hatta ölüleri bile diriltirim.
O beldenin padişahı hasta olup tabibler o kadar uğraşmalarına rağmen bir
türlü sıhhat bulmadığı için, yahudiye inanarak hemen padişahın huzuruna
götürürler. Yahudi:
Bunun hastalığı pek bir şey değildir, hatta ölmüş dahi olsa diriltirim
diye, bir çok boş laflar etmesi üzerine, onlar Yahudiye: «Aman medet
senden olur.» diye çokça ihsanlarda bulunup, büyük vaadler ettiler.
Bunun üzerine Yahudi, hırkayı padişahın üzerine örtüp, âsa ile de yavaş
yavaş vurmaya başlar. Fakat hiç sıhhat eseri görünmez. Bu defa «Asayı
hızlı vurayım belki öyle icabeder.» diyerek kuvvetli vurmaya başlar.
Günlerce hastalıktan dolayı zayıf ve bîtab düşen zavallı padişah,
nihayet âsanın te'siri ile ölür. Hemen Yahudiyi yakalayıp asmak için
darağacına götürürlerken, Hz. İsa Aleyhisselâm onlara karşı gelir ve
kalabalıktan ne olduğunu sual eder. Onlar da meseleyi anlatır ve
Yahudiyi idam edeceklerini söylerler. Hz. İsa Aleyhisselâm cellatların
elinden Yahudiyi alır ve «Siz biraz sabredin. İnşaallah Cenabı Hak'kın
izni ile padişahınızı diriltirim» diye buyurunca, halk hemen Hz. İsa'yı
alıp, padişahın yanına götürürler. Orada dua eder ve Hz. Allah'ın izni
ile padişah dirilir ve kavmi ile birlikte Hz. İsa'ya iman ederler. Hz.
İsa'ya:
— Ya İsa, bu Yahudi yalancıdır. O'nu öldürelim, diyince İsa
Aleyhisselâm, afvedilmesini temenni eder ve Yahudiyi bu büyük tehlikeden
de kurtararak yollarına devam ederler. Giderken Yahudiye yine sorar:
— Ey Yahudi, şu padişahı öldükten sonra dirilten ve seni öldürülmekten
kurtaran Hz. Allah'ın hakkı için doğru söyle, ekmek kaç tane idi? Mel'ûn
Yahudi yine iki tane diye cevap verir.
Biraz daha gittikten sonra yol üzerinde üç tane altun kerpiç görürler.
Hz. İsa Aleyhisselâm:
— Ey Yahudi, bu altunların birisi benim, birisi senin ve birisi de
üçüncü ekmeği kim yedi ise onun olsun, diye buyurunca, mel'ûn Yahudi:
— Ya İsa, bir olan ve hepimizi yaratan Allah hakkı için ki, üçüncü
ekmeği ben yedim, diye ikrar eder.
Bunun üzerine İsa Aleyhisselâm altunların hepsini Yahudiye vererek
oradan uzaklaşır.
Yahudi gayet sevinçli bir halde giderken, üç tane balık avcısına tesadüf
eder ki, avcılar o gün hiç balık tutamamışlar ve çok üzgün bir halde
gidiyorlar. Yahudiyi görür görmez: «Vay mel'ûn sen bunları nereden
buldun.» diyerek hemen öldürürler. Ve altunları kendi aralarında
paylaşırlar. Karınları aç olduğu için, içlerinden birisini şehre
gönderip bir miktar ekmek getirmesini söylerler. O ikisi, şeytan
aleyhillânenin iğvası ile ekmek getirecek olan arkadaşlarını öldürerek,
altunları ikisi paylaşmayı kararlaştırırlar. Ekmek almaya giden de,
altunlar yalnız bana kalsın düşüncesi ile şeytanın iğvasına kapılır ve
ekmeğin içine zehir katar.
Ekmeği getirir getirmez, hemen O'nu öldürüp ekmeği yedikleri zaman
kendileri de ölürler. Altunlar ortada kalır. Hz. İsa Aleyhisselâm yine
oradan geçerken, bakar ki, Yahudi ve üç kişi orada ölmüşler. Altunlar da
yanlarında durduğunu görünce:
— Alçak dünyaya meyl ve muhabbet edip mağrur ve mesrur olanların
neticede bu hale gelecekleri şüphesizdir, diye buyururlar.
* * *
|