|
ALTINCI HİKÂYE
Belh şehrinde, Ebû Salih isminde bir kimse 40 yıl mescidde müezzinlik
hizmetiyle müşerref olur. Bir gün ezan okurken, çok güzel - bir mecusî
kızı görür. Bir anda kıza âşık olur. Kalbinde kızın sevgisinden başka
hiç birşey kalmaz. Ve «Kişinin, sevgilisinin rızasında olması gerektir.»
diyerek, doğruca kızın babasına gider ve kızını ister. Kızın babası ise,
dinini bırakmasını ve zünnar kuşanıp şarap içmesini şart koşar.
Dertli ve cahil müezzin, rıza-yı Hak'ka muvafık bir amel işlememiş
olacak ki, imanın zevki kendisinde kalmadığı için, teklifleri kabul eder.
kızı alıp gerdeğe giderken düşer ve boynu kırılarak küfür üzere ölür.
Mecusîler de cesedini eski bir hasıra sarıp, bir viraneye atarlar.
Müezzin o civarda gayet meşhur olduğu için halk araştırır ve o viranede
perişan bir halde bulurlar. Mecusî'nin evinde öldüğü de meydana çıkar.
Mecusî getirilir ve müezzinin diyeti istenir.
Bunun üzerine mecusî hadiseyi etraflıca anlatınca, birşey lâzım gelmez
diye hüküm verilir.
Müezzini de evlatlarına teslim etmek isterler. Fakat hiç birisi kabul
etmezler ve sonunda cesedini mürtedler mezarlığına koyarlar.
* * *
|