|
BEŞİNCİ HİKÂYE
Semerkand vilayetinde evliyaullahtan üç zat, hacca niyet ederek yola
çıkarlar. Ermine şehrine geldiklerinde kışın şiddetli soğukları
münasebeti ile içlerinden Ali isminde olanı ateş almak üzere gönderirler.
Ali yolda giderken, bir nasranî kapısı önünde, son derece güzel bir kız
görür ve o anda kalbi, kızın aşk ateşi ile yanmaya başlar.
Nihayet ateşi alır ve arkadaşlarına götürür. Fakat kızın hayali bir an
bile fikrinden gitmez ve o şehirde kalmaya karar verir. Arkadaşları
yollarına devam etmeye başlayınca, Ali «Benim bu şehirde mühim bir işim
var. Onu göreyim, arkanızdan yetişirim,» diyerek arkadaşlarını gönderir.
Kendisi de doğruca o nasranî evine giderek kızı, babasından ister. Kızın
babası:
— Eğer bizim dinimize girersen kızı veririm, aksi halde vermem der.
Kızın sevgisi Ali'nin kalbini tamamen kapladığı için, kalbindeki Allah
ve Rasûlüllah sevgisini giderir ve o teklifi kabul ederek mürted olur.
Beline zünnar ve omuzuna da haç takarak domuz gütmeye başlar.
Arkadaşları hacdan dönüşlerinde tekrar o şehre uğrayıp Ali'yi
araştırırlar. Bir de görürler ki, Ali'nin belinde zünnar ve omuzunda haç
olduğu halde hınzır güdüyor. Ali, arkadaşlarını görünce kaçar Ve bir
ağaç altına gizlenir. Onlar da arkasından giderek yanına varırlar ve «Ya
Ali, bu ne haldir?» diye sorarlar. Ali de bir kıza âşık olduğu için, o
hale düştüğünü anlatır. Arkadaşları «Ya Ali, Kur'an'dan bir şey
hatırında yok mudur?» deyince, Ali «Rubemâ yeveddüllezîne keferû âyet-i
kerimesini okur.
Arkadaşları her ne kadar iman arzettilerse de Alî kabul etmez ve küfrüne
devam ederek o hal üzere ölür.
* * *
|