|
ÜÇÜNCÜ HİKÂYE
Hz. Musa Aleyhisselâm zamanında evliyaullahtan ve meşâyihi kiramdan ve
büyük ulemadan Belam Bin Bâûr isminde bir kimse vardı ki, duası kabul
olunur, mürşid-i kâmil, fazilet ve marifet sahibi bir zat idi. Tam 400
yıl gece - gündüz Cenabı Hak'ka ibadet etmişti. Hatta zaman olurmuş ki
bir secdede dört gün dört gece durur, tesbih ve tahmid okurmuş. Hak
Celle ve Âlâ Hazretlerinin vahdaniyyetine dâir 700 tane kitab te'lif ve
tasnif etmiş. Ve mihrablarında oturup daima insanları irşad ile meşgul
olurmuş. Bazan da 700 müridi ile birlikte havada uçarlarmış.
İşte bu vasıflarda bir kimseyi, Cenabı Hak ibadetinden reddedip, güneşe
tapan kâfirlere ilhak eylemiş. Nitekim Kur'an-ı Kerim'deki «Femeselühû
Kemeselil-Kelbi» âyet-i celîlesi bunun hakkında olduğu tefsirlerde
yazılıdır.
Bu kıssanın tafsili ise şöyledir:
Hz. Musa Aleyhisselâm, Şam tarafında bulunan kavm-i cebbarin ile
harbetmek üzere, Cenabı Hak tarafından memur edilir. Benî İsrail ile
beraber Tur dağından hareket ederler. Benî İsrail 12 kabile olup her
kabilede 50 şer bin kişi bulunmakla 600 bin kişi idiler. Hz. Musa
Aleyhisselâmm böylece Şam havalisine hareketini, kavm-i cebbarin haber
alır ve hemen şeyh Belam'a müracât ederler. Zira ekserisi Belam'ın
müridleri ve halifesi idiler.
Hz. Musa Aleyhisselâmm Şam tarafına gelmesine hased ederler. İblis
aleyhillâne de Belam'a:
— Eğer Musa bu tarafa gelirse, o peygamberdir bütün insanlar O'nun
yanına giderler, sizin ise evvelki rağbetiniz kalmaz diye, bir takım
iğva verir. Aralarında Şeyhe çok muhabbetli olanlardan bir kaç tanesi,
sûret-i Hak'tan gözükerek:
— Şeyhimiz, efendimiz, Hz. Musa bu tarafa geliyormuş. Pek âla, ve lâkin
onlar tamamen askerdirler. Bizim ise memleketimiz onları idareye
tahammül edemez. Azizlerimiz zelîl ve memleketimizde kıtlık vaki olur.
Lütfen siz, gelmemesi için dua edin, diye çok ricada bulunurlar.
Fakat şeyh buna asla rıza göstermez ve O peygamberdir. Onların, seyir ve
hareketi vahy-i ilâhî iledir. Bu hususta, onların gelmemesine dua etmek,
azgınlık ve âsi olmaktır. O ise büyük bir peygamberdir. Hepimizin
peygamberi ve şeriatı ile de âmil olduğumuz halde, aleyhine ve takdir-i
Hak'ka muhalif dua etmek kötü bir netice meydana getirir. O'nun
gelişinde bereket vardır. Sayesinde bizler de rahatlarız diye, bir hayli
nasihatlar ederek hepsini, men ve def eder. Onlar şeyhi ikna etmeye bir
türlü çare bulamayınca başka yollar aramaya başlarlar.
Şeyhin gayet güzel, o civarda hiç emsali olmayan bir ailesi vardır. O'na
hediye tarzında bir kısım kıymetli ve nadide şeyler ile kumaşlar getirip:
— Ey bizim muhterememiz, vilayetimizde Hz. Şeyhten ulu kimse ve senden
iyi bir hatun daha yoktur. Hz. Musa, bu diyara doğru gelmektedir. O
peygamberdir, geldiği zaman bütün insanlar O'na giderler. Hz. Şeyhin
izzet ve hürmeti ve sizin de rağbetiniz kalmaz. Şeyh Hazretlerine ifade
ettik razı olmadılar. Lütfen şeyhin izzeti ve sizin hürmetiniz için, Hz.
Musa'nın gelmemesi için Şeyhe dua ettirin. Duaları müstecab olduğu
şüphesizdir. Eğer dua ettirir iseniz, nihayetsiz mal toplayıp, zat-ı
muhteremelerine takdim için gayret gösteririz derler. Ve kadını razı
ederler, İblis aleyhillâne de iğvası ile ikna ettirmeye söz vererek,
gece - gündüz şeyhe sûret-i Hak'tan bazan lütuf ve bazan da ağlamak ile,
her nasılsa iğfal eder ve Hz. Musa Aleyhisselâmın Tur dağından
hareketini haber alan Şeyh Beham, artık kâmil oldum zanneder. Kalbi
marifet-i ilâhî'den ve esrar-ı vahdaniyetten habersiz olarak, ettiği
ibadetlerde iblis gibi istidrac ettiğini idrak edemeyip ucub ve kibir
sahrasında nefsu hevasına uyar. Bunlardan başka aklı noksan olan
kadınına da tam muhabbet besleyip O'nun rızasını Hak'kın rızasına tercih
eder ve benim duam dergâh-ı izzette kabul olunur diyerek dua edeceğine
söz verir.
Şiir:
Kadına meyi edip sevmek, hakikatte hamakattır.
Ki onlara gönül vermek, şeriatta sefahettir.
İblis, Şeyhin Hak'kı gören gözü önünü kadın vasıtası ile örttü. Ve Şeyh
gayret-i cahiliyye kuşağını beline kuşanıp, nefsi emmaresi ile
mücadeleleri de bırakarak, Salihiyye dağında dua etmek üzere yola çıktı.
Giderken:
— Ey Şeyh, nereye gidiyorsun, geri dön. O, Hak'kın emri ile gelen
Kelîmullah'tır. Gerçi duan dergâh-ı izzette makbuldür ve lâkin sonu
hayır değildir. İblis gibi nedamet çekersin, diye gizliden ses gelir.
Şeyh bir miktar durur. Fakat gayret-i cahiliyyesi ile" ve vefasız
kadınının muhabbetini, iblis kalbine ilka etmekle, bu nida-yi Hakîkate
uyanamayıp yola devam eder. Bir müddet gittikten sonra havada uçan
kuşlar açık bir lisan ile:
— Ya Şeyh, nereye gidiyorsun, geri dön. Hepimiz, Ulûlazîm Rasûlü Âzam
olan Hz. Musa'nın gelmesine ve bu diyarı şereflendireceğine seviniyoruz.
Allahu Teâlâ Hazretlerinden kork. Son pişmanlık faide vermez, dedikleri
zaman şeyh bir miktar daha durur ve şöyl düşünür:
— Ben iblisin ve kadının yanına ne yüzle giderim. Bir kısım kuşların
sözleriyle mi döneyim. Sonra tevbe ve istiğfar ederim, nasıl olsa
dergâh-i Hak'da kabul olunur.
Böylece yine yoluna devam ederken, ağaçlar açık bir lisan ile:
— Ya Şeyh, nereye gidiyorsun, Allahu Teâlâ Hazretlerinin rızasına
muhalif harekette bulunma. Sonra pişman olursun. İblis ne derece yakın
iken nasıl reddedildi ve melun oldu. Sonunda harab olursun, geri dön. O
gelen Hz. Musa'dır. Bizler O'nun cemâline âşığız. Rızâya aykırı dua
etmek senin fazlına ve takvana yakışmaz, derler
Fakat iblis aleyhillâne her taraftan O'nu sarmıştır. Bunlardan hiç
birisi kulağına girmez ve merkebini dövüp yoluna devem etmek isteyince
bu defa de merkebi asla yerinden hareket etmeyip, açık bir lisan ile:
— Ey âsi ve azgın insan, Cenabı Hak'kın emri ile gelen Kelîmullah'tır.
Bütün mahlukat O'nun gelişine sevinirken sen, gelmemesi için dua etmeye
gidiyorsun. Akibetinin iblis gibi olacağı açıktır. Beni de âsi etme.
Öldürsen bir adım bile ileriye gitmem, der.
Bunun üzerine, gözleri örtülen o şeyh inad eder ve merkebinden iner,
yürüyerek dua mahalline gider ve duasını yapar. Cenabı Hak hikmeti üzere
duayı kabul buyurur. Şeyh de dönüp aklı kışa kadınına ve müridlerine
bunu haber verir. Hep birlikte sevinirler.
Gelelim Hz. Musa Aleyhisselâma.
O Sultan-ı Azîm de kavmi ile beraber Tur dağından kalkıp Konkoçe
sahrasına gelmişlerdi. Şeyh-i habisin duası da tam o zaman kabul
olunmuştu.
Hz. Musa Aleyhisselâm ertesi gün kavmi ile beraber hareket ederler ve
akşama kadar yol giderler. O gece istirahat etmek için konaklayıp, sabah
kalktıklarında, kendilerini tekrar hareket ettikleri yerde bulurlar.
Sahih rivayete göre bu hal tam -40 gün devam eder.
Nihayet Hz. Musa Aleyhisselâm Cenabı Hak'ka teveccüh edip «Ey bütün
sırları ve gizlilikleri bilen Rabbim! Emrine uyarak gaza etmek için bu
sahraya kadar geldik. Bu kadar zamandır ilerlemek için gayret ediyoruz,
fakat bir türlü olduğumuz yerden ileriye gidemiyoruz. Bunun hikmeti
nedir? diye müriacatta bulunur. Allahu Teâlâ Hazretleri de:
— Ya Musa! Kavm-i Cebbarın büyüklerinden duası dergâhımda kabul olunan
Belam, senin o diyara gitmemen için dua etti. İşte bundan dolayı siz o
sahradan ileriye gidemiyorsunuz, buyurdu. Hz. Musa Aleyhisselâm:
— Ya Rabbî! O Belam'ın çok sevdiği ne ise, senin emrine muhalefette
bulunduğu için, onu al, diye tazarrûda bulunur.
Böylece, biçare Belam'ın duası kendi aleyhine döndü ve Cenabı Hak O'nun
en sevdiği şeyi olan imanını aldı ve son nefesinde imansız olarak gitti.
Rivayet edilir ki, Belam'ın cennetteki makamı, Eshâb-ı Kehfin köpeği
olan Kıtmir'e verilmiştir.
* * *
|