|
İKİNCİ HİKÂYE
Eshâb-ı Kirâm'dan Salebe isminde bir zat, Rasûlü Ekrem (S.A.V,
Hazretlerini o kadar severdi ki, nerede olursa olsun Efendimiz
Hazretlerinin mübarek seslerini işitirlermiş. Lâkin kendisi çok fakir
olduğu için evladü iyalinin setr-i avret edecek elbiseleri bile yokmuş.
Ve bir çukur içinde otururlarmış.
Bu zat bir kaç defa Efendimiz Hazretlerine fakirliğinden şikayet eder ve
Cenabı Hak'kın kendisine bir miktar dünyalık vermesi için dua
temennisinde bulunur. Fakat Efendimiz Hazretleri «Ya Salebe! Haline razı
ol ve hamdet, hakkını îfa edemezsin.» buyururlar. Salebe:
— Ya Rasûlallah, eğer Cenabı Hak beni zengin ederse emr-i ilâhî
mucibince zekâtımı verip, hakkını îfa ederim, diye ahdeder.
Bunun üzerine Rasûlü Ekrem Efendimiz dua buyururlar ve Cenabı Hak o
kimseye dünyalık olarak koyun verir. Ve koyunların adedi zamanla o
derece çoğalır ki, Medine-i Münevvere'ye sığmaz ve sahralarda bile
barındırılamaz hale gelir.
Bundan sonra Salebe, ibadetlerinde tembellik gösterip cemaatla namazı
terk eder. Sadece akşam namazına gelir ve mescidin bir köşesinde
yalnızca kılıp gider.
Bir gün, Hazreti Peygamber Efendimiz, Sâlebenin malını hesab edip, zekât
vermesine dâir eshâb-ı kirâm'dan bir kimse gönderir. Fakat bu emir,
O'nun dünyaya meylinden dolayı kendisine pek hoş gelmez. Ahmaklık eder
ve işin sonunu düşünmeyip «Varın Hz. Muhammed'e deyin ki, haracı
yahudiler verir, müslümanlar vermez.» der.
Bunun üzerine o sahabî döner ve henüz Efendimizin huzuruna gelmeden,
Sâlebe'nin zekâtı inkâr edip, vermekten çekindiğini ve bu cihetle küfr
üzere gideceğine dâir âyet-i kerime nazil olur. Rasûlü Ekrem Efendimiz
de üç defa «Vah Salebe!» buyururlar.
Biraz sonra o sahabe gelir ve Sâlebe'nin sözünü tebliğ eder. O mecliste
bulunan Sâlebe'nin akrabası bu keyfiyeti Sâlebe'ye haber verir. O da bir
miktar malı yanına alarak, faydasız bazı özürler beyan edip, sadaka
tarzında Efendimiz Hazretlerine getirir. Fakat Fahri Kâinat Efendimiz
kabul buyurmazlar. Hatta Efendimiz irtîhal edinceye kadar her sene
getirir, fakat asla kabul edilmez. Rasûlüllah Efendimiz Hazretlerinden
sonra sırası ile, Hz. Ebû Bekrini's-Sıddıyk ve Hz. Ömerü'l-Fâruk'a (R.A.)
getirmiş ise de Onlar:
— Biz, Hz. Rasûlüllahın kabul etmediğini kabul etmeyiz, buyururlar.
Nihayet Salebe Hz. Osman (R.A-) zamanında, üzerinde kâfir nişanı zünnar
ve haç olduğu halde, küfr üzere ölü olarak bir vadide cesedi bulunur.
Cenabı Hak bütün Ümmet-i Muhammedi bu hal üzere ölmekten muhafaza
buyursun!
* * *
|