|
ALTINCI HİKÂYE
Bâyezid-i Bastamî Hazretleri, bir gün yatsı namazını kıldıktan sonra
mescidden dışarı çıkmak üzere bir ayağını dışarı attığı zaman, tam o
esnada İmam Ebû Abdullah Hazretleri, kendisini ziyarete gelir ve
mescidin iki kapısı önünde karşılaşıp sohbete başlarlar. Hakâyık ve
esrardan konuşmaya dalarlar ve muhabbet-i ilâhî'den dolayı son derece
zevk ve şevk içerisinde oldukları için sabahın olduğunu fark edemezler.
Müezzin efendi «Sabah namazının vakti gecikti» diyerek geldiği zaman,
sabahın olduğunu fark ederler. İmam Abdullah Hazretleri:
— Bu gece ne güzel bir gecedir ki, sabahı duyulmadı, der. Hazreti
Bâyezid de:
— Bu hal, muhabbetullah ile bize acâib değildir. Zira bu şehirde bir
genç, bir kıza âşık olmuş da, bir gece akşam namazından sonra ta sabaha
kadar kız yukarıda oğlan aşağıda sohbet etmişler. Neşelerinden o kadar
kendilerinden geçmişler ki, sabah ezanını yatsı ezanı zannetmişler de
kız «Babam yatsı namazından gelmeden içeriye gireyim» derken bir de
bakarlar ki sabah olmuş.
Onlar Hak'kın gayri bir sevgi uğrunda, sabahın olduğunu fark edemezler
de, muhabbetullah ve zikrullah ile iki velînin sabahın olduğunu
duymamaları acâib midir? buyurur
Bir kimsede muhabbetullah olursa, O'nun gözüne zikrullah ve ibadet ile
uyku girmezmiş.
* * *
|