|
YEDİNCİ HİKÂYE
İmam Ebû Abdullah Hazretlerinin vefatı yaklaştığı zaman, dervişi ve
hizmetkârı olan Memun Bin Ahmed Selmî'ye şöylece vasiyet eder:
— Ey oğul, beni defn ettikten sonra, Horasan diyarında Semerkand'da Ebû
Muhammed Sıgâr'ı bul. O benim talebemdir. Onların yanından başka yerde
durma. Ve Horasan'a giderken, Lübnan dağında olan cemaat-ı müslimîn'e
uğra. Onların kimisi sana çok hürmet ederler. Sen de onlara hürmet
göster. O cemaat 10 bölüktür. Bir bölüğü benim meşâyihimdir. Bir bölüğü
arkadaşımdır. Bir bölüğü de talebemdir, deyip ruhunu teslim eder.
Vasiyeti üzerine O'nu defn edip, Horasan'a doğru yola çıkar ve mezkûr
dağa uğrar. Orada 4 binden fazla insan olduğunu görür. Kimisi Memun Bin
Ahmed'e hürmet eder ve kimisine'de O hürmet ve tazim gösterir. O
insanların her birleri dağda kendilerine birer hücre yapmışlar. Dağın
ortasında da büyük bir mihrab olup, beş vakit namazlarını da cemaat ile
orada kılarlar. Yatsı namazından sonra da herkes kendi hücresine çekilip,
gece yarısından sonra kalkıp ve abdest alarak sabaha kadar ibadet ile
meşgul olduklarını görür. Onların her birinden nice ibretler aldıktan
sonra da yoluna devam eder.
* * *
|