DİNİ HİKAYELER

 

SADAKANIN FAZİLETİ


DÖRDÜNCÜ HİKÂYE

Hz. Davud Aleyhisselâm zamanında bir kadının iki teneke buğdayı olup, öğütmek üzere değirmene götürmeye niyetlenir. Yolda giderken yemek üzere de yanına üç tane ekmek alır. Biraz gittikten sonra karşısına bir dilenci çıkar. Kadın da ekmekleri O'na vererek kendisi oruç tutmaya niyetlenir. Nihayet değirmende buğdayını öğütüp ve bir torbaya koyarak evine dönerken yolda, unu başı üzerinden rüzgâr alıp götürür. Kadın, başka yiyeceği kalmadığı için çok üzülür ve rüzgârı şikayet etmek üzere keyfiyeti Davud Aleyhisselâma arzederek, muhakeme olmak istediğini bildirir. Davud Aleyhisselâm da: «Ya hatun, rüzgâra hüküm vermek müşkildir.» deyip kadına 1000 akçe verir ve gönderir. Dışarı çıkınca, Süleyman Aleyhisselâm «Rüzgâra hüküm iste.» diye, kadını tekrar döndürür. Davud Aleyhisselâm 1000 akçe daha verir. Kadın dışarı çıkınca, Süleyman Aleyhisselâm tekrar gönderir ve bu vaziyet 10 defa tekerrür eder. Ve her defasında Davud Aleyhisselâm 1000 akçe vererek 10 bin akçeye tamamlanır. Onbirinci defasında Davud Aleyhisselâm «Ya hatun! Sana bunu kim öğretti.» diye sorar. O da «Oğlun Süleyman Aleyhisselâm» deyince, hemen Süleyman Aleyhisselâmı huzuruna çağırır ve niçin öyle yaptığını sorar. Süleyman Aleyhisselâm:

— Ey benim kıymetli babacığım, bütün eşyaya hükmün geçer. Hüküm vacibdir. Sadaka vermek ise nafiledir. Vacibi icra etmek evla ve efdaldir. Bu kadın rüzgârdan şikayet etti ve hüküm için size geldi. Siz ise sadaka ihsan ederek men ediyorsunuz, dedi.

Daha sonra Davud Aleyhisselâm rüzgârı çağırdı ve kadının başından unu niçin aldığını sual etti. Rüzgâr: «Ya Nebiyyallah! Ben memurum ve bunun için da ma'zurum. Bana rüzgârların muhafızı emretti. Onun emri ile alıp götürdüm" dedi. Bundan sonra rüzgârların muhafızını çağırttı. O da Cebrail Aleyhisselâma havale etti. Cebrail Aleyhisselâm da Mikâil Aleyhisselâma havale etti. Keyfiyet kendisine sorulunca, bunun Cenabı Hak tarafından emredildiği için böyle yapıldığını söyledi.

Hz. Davud Aleyhisselâm Cenabı Hak'ka teveccüh eyledi ve o esnada Hz. Cebrail gelip: «Ya Davud! Cenabı Hak'kın selâmı var. Şöyle buyurdu:

— Biz hikmetsiz hiçbir iş yapmayız. Filan denizde fareler bir gemiyi delip içindeki insanlar helak olmak üzere idiler. Gemideki insanlar çok çalıştılar fakat buna bir çare bulamadılar. Kemâl-i kudret ve azametim iktizasınca o kadının başındaki unu rüzgâra aldırıp, o gemiye bıraktırdım. Gemideki kimseler de o un ile deliği kapattı ve helak olmaktan kurtuldular. O kadını gemiye götür ve gemidekiler, mallarının üçte birini o kadına versinler, diye emretti.

Hz. Davud Aleyhisselâm, kadını gemiye götürdü. Gemi ahalisi de

rüzgârın un getirmesine zaten hayret etmiştik, diyerek mallarının üçte birini ayırdılar ve 300 bin akçeyi kadına verdiler. Davud Aleyhisselâm kadına: «Ya hatun, ne amel işledin ki bunca lütuf ve nimete mazhar oldun?» diye sorunca, kadın değirmene giderken, kendi yiyeceği olan üç ekmeği Allah rızası için sadaka verip, kendisinin de oruç tutmaya niyetlendiğini ifade etmesi üzerine, Davud Aleyhisselâm:

— Ya hatun! Doğru söylüyorsun deyip «Allahu Teâlâ Hazretlerinin rızası için tasadduk etmekle ticaret edin.» mealindeki âyet-i kerimeyi okudu ve ticaret eden zarar etmez, belki dünyada kat kat ecirle mükâfatlandırılır ve âhirette de nice nimetlere nail olur, buyurdu.

* * *