|
DOKUZUNCU HİKÂYE
Zübeyde Hatun, Harun Reşid'in ailesi olup zamanındaki kadınların en
faziletlisi idi. Bir gün Kur'an-ı Kerîm okurken «Siz sevdiklerinizden
Allah yolunda vermedikçe, iyiliklere yetişemezsiniz» mealindeki âyet-i
kerîmeyi okur. Bunun üzerine, benim bu mushaf'tan daha fazla dünyada
sevdiğim bir şey yoktur, diyerek, Rum ve Fâris malından çok daha
kıymetli olan o mushaf'ı, cevher ve yakuttan bozdurarak Allah yolunda
infak eder. Kûfe'de bulunan fukara ve muhtaç olanlara dağıttır. Kuyular
ve musluklar yaptırır. Yollarda kervansaraylar inşa ettirir.
Vefatlarından sonra bir kimse rüyasında görür ve sorar:
— Allahu Teâlâ Hazretleri, sana ne ile muamele etti?
— Allahu Teâlâ beni bağışladı.
— Hac yolunda, Hazreti Allah için infak ettiğin malın için mi bağışladı?
— Hayır, Lâkin ben hayatımda şu kelimeleri söylerdim, onun için affetti:
«Lâ İlahe İllallahu akta'u bihâ dehrî, Lâ İlahe İllallahu efni bihâ ömrî,
Lâ İlahe İllallahu eskenü bihâ rav'î, Lâ İlahe İllallahu ânesı bihâ
vahşî, Lâ İlahe İllallahu elkaa bihâ Rabbî, Lâ İlahe illâ ente sübhaneke
innî küntü minezzâlimîn fe ente Erhamurrahimîn.»
Bu rüyayı gören kimse şöyle der:
— Kendisine dedim ki, Ya Zübeyde! Ben bu duayı ezberlemedin: nerede
arayım? ;
— Bağdad'da, Emîri'l-Mü'minîn'in fülan evinde fülan kitabda, bir kağıtta
yazılıdır.
O kimse bu rüyadan sonra uyanıp Bağdad'a gider ve gördüklerini halifeye
anlatır. O da mezkûr kitabı açar ve o kağıdı bulur.
* * *
|