|
BİRİNCİ HİKÂYE
Hazreti Musa Aleyhisselâm, bir gün yolda giderken, iki büklüm olmuş,
belinde zünnar bağlı ve ateşe tapan bir ihtiyar görür. İhtiyara
yaklaşarak:
— Ey pîr! Ne kadar zamandan beri bu ateşe taparsın?
— 470 yıldan beri bu ateşe taparım.
— Hiç vakit bulamadın mı ki, bu ateşe ibadettenyüz çevirip tevbe ederek,
Melik-i Cebbar olan Hak Teâlâ'ya ibadet edesin. — Ya Musa! Eğer ateşe
tapmaktan vaz geçsem, Hak Teâlâ'nın beni kulluğa kabul edeceğini bilir
misin?
— Niçin kabul etmesin? O Hak Teâlâ Hazretleri «Ekramü'l-Ekramîn»dir.
— Ya Musa! Eğer Hak Teâlâ, benim gibi kendinden kaçanları kabul ederse,
bana İslâm'ı arz eyle, dedi. Bunun üzerine Hazreti Mûsa Aleyhisselâm da
İslâm'ı arz etti. Fakat o zat, îmanın kendisine verdiği ferahlık ve
sevinçten dolayı feryad ederek kendinden geçti. Hazreti Musa onun elini
ve ayağını ovmaya başladı ise de, ihtiyar, bir müddet sonra ruhunu
teslim etti.
Hazreti Musa Aleyhisselâm, ihtiyarın techîz ve tekfinini yaparak
defnetti. Sonra da kabrinin başında, Hak Teâlâ Hazretlerine şöyle
tazarrû ve duada bulundu:
— Ya Rabbi! Bu ihtiyar kuluna, bir defa «Kelime-i Tevhîd» söylediği için
neler ihsan eyledin? demesi üzerine, Hazreti Cebrail Aleyhisselâm
gelerek buyurdu ki:
— Ya Musa! Rabbinin sana selâmı var. Şöyle buyurdu:
— Bir kimse «Kelime-i Tevhîd» i, bir defa ihlas ile söylese, biz onu
kapımıza yakın edip, izzet ve keramet hil'atımızı giydirerek, rahmet
deryamıza gark ederiz.
Hazreti Musa Aleyhisselâm, bu kıssayı ümmetine haber vererek buyurdu ki:
— «La İlâhe İllallah Musa Resûlüllah» kelimesinin harf adedi 24'dür, Hak
Celle ve Âlâ Hazretleri her harf başına o ihtiyarın 27 yıllık günahını
afveylemiştir.
* * *
|