DİNİ HİKAYELER

 

ALLAH-U TEÂLÂ HAZRETLERİNİN KULLARI İLE OLAN MUAMELESİ


SEKİZİNCİ HİKÂYE

Zünnûn-ı Mısrî Hazretleri, bir gün çarşıda gezerken burnuna ciğer kokusu gelir. Nefsi o derece arzu eder ki, âdeta vücudu titreyecek hal alır. Kendi nefsine: «Ey nefis. Eğer bu gece bir rek'atta tam bir hatm-i şerif, ikinci rek'atta da 1000 ihlas-ı şerif okuyarak iki rek'at namaz kılarsan sana bu gıdayı veririm.» der. Nefside buna razı olur ve evlerine giderek o gece namazı kılar. Ertesi gün çarşıya giderek ciğeri alır ve güzelce pişirir. Dervişlerini de davet ederek yemek üzere sofraya otururlar. Ciğerden bir lokma alıp mübarek ağızlarına götüreceği sırada, lokmayı, hemen başka bir arkadaşının ağzına verir. Kendi de kalkıp namaza durur. Dervişleri de Hz. Şeyh tekrar yemeğe oturmayacaklardır diyerek yemeğin hepsini yerler. Hz. Zünnûn namazı bitirince: «Ya Şeyh! Hiç bir zaman, bizlerle yemek yer iken kalkıp namaza durmamıştın. Bugün neden öyle yaptınız?» diye sordukları zaman, Hz. Şeyh nefsi ile olan ahdini beyan ederek: «Lokmayı ağzıma götürdüğüm sırada nefsim: Ey Zünnûn! 30 senedir sen bana gâlib idin, bugün ise ben sana galibim, deyince lokmayı başkasına verdim ve ey nefis, yine ben sana galibim diyerek namaza durdum,» der.

Bu sözleri söylerken, Basra Emîri'nin oğulları bir takım nefis yemekler getirip Hz. Şeyhin önüne koyarlar. Şeyh de Emîr'in oğulları ile beraber Emîr'in yanına giderek:

— Ey Emîr! Sizin böyle nefis yemekleri fakirlere göndermek âdetiniz değildi. Bugün yemekleri bize ne sebeble gönderdiniz? diye sorar. Emîr:

— Ey Şeyh! Hergün kuşluk uykusuna yatmak âdetimdir. Uykudan kalkıncaya kadar, yemeklerim hazır olur ve yerim. Bugün uykuda iken kulağıma: «Ey Emîr, yemeğinden Zünnûn-ı Mısrî'ye de gönder. Zira biz seninle musalaha ettik. O da nefsi ile musalaha eylesin.» diye bir ses geldi. O sebeble gönderdim deyince, Hz. Zünnûn yemekleri yedi ve Allahu Teâlâ Hazretlerine şükretti.

* * *