|
BİRİNCİ HİKÂYE
Ebû Nasr Semerkandî'den rivayet edilmiştir:
Hz. Musa Aleyhisselâm, bir gün münacatından dönerken taraf-ı izzetten: «Ya
Musa! Benim dostlarımdan birisi vefat etti. O'nu gusl ederek, techîz ve
tekfinini görüp defneyle.» diye vahyi ilâhî geldi. Musa Aleyhisselâm,
kavmine gittiği zaman üç defa «Sizden salih bir kimse öldü mü?» diye
sordu. Kavmi de:
— Salih bir kimse ölmedi. Lâkin bir fâsık kimse vardı o öldü. Dinimizde
O'nun gusl ve defni caiz olmadığı için, boş bir kuyuya bıraktık, diye
cevap verdiler.
Hz. Musa Aleyhisselâm, kendine yardım etmeleri için kavminden bir kaç
kişi alarak, o meyyiti kuyudan çıkarıp, gusl etti, techîz ve tekfinini
de yaparak defneyledi. Daha sonra Cenabı Hak'ka:
— Ya Rabbî! Sen «Ey mü'minler sizler; Allahu Teâlâ'nın yer yüzünde
şahidlerisiniz.» buyurdun. Bu kadar kimse, o adamın fâsık olduğuna
şehadet ettiği halde, O'nun bağışlanmasına sebep nedir? diye münacâtta
bulunur. Hak Celle ve Âlâ Hazretleri:
— Ya Musa! Mü'minlerin bildikleri fısk, benim bildiğimin onda biri bile
değildir. O kulum, bir gün bir yerden giderken ansızın gayet susamış ve
ağzı köpürmüş bir köpeğe tesadüf etti. Orada bir kuyu var ise de su
çıkarmak için âlet yoktu. O kulum ayağından çarığını ve sırtından da
elbisesini çıkararak, çarığı kuyuya saldı ve su çıkarıp o köpeği suladı.
O kulumun bu amelinden razı olduğum için, dost edindim ve bağışladım,
buyurdu.
Hadis-i Kutsî'de: «Errâhîmûne Yerhamühümü'r-Rahmanü İrhamû men fi'l-ardı
yerhamüküm men fi's-Semâi» buyurulmuştur. Manası: Merhametlilere Rahman
da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki semadakiler de size
merhamet etsin.»
* * *
|