|
ONUNCU HİKÂYE
Ammarî (R.A.) Hazretlerinden rivayet edilmiştir;
Mekke-i Mükerreme'de hacılardan bir kimse, kıymetli bir yüzüğünü bir
bakkala emanet olarak bırakır. Bakkal yüzüğü evine götürdüğü zaman,
ailesi yüzüğe meyi ve tama edip, efendisine yüzüğü o kimseden satın
almasını söyler. Bakkal da:
Bize emanettir, belki satmaz, satarsa da çok fiat ister, der ise de
kadın bir türlü teselli olmaz ve efendisine: «O emaneti istediği zaman
inkâr et.» diyerek, her nasılsa kocasını kandırır. Nihayet hacılar dönüp
gelmeye başlarlar. Yüzüğün sahibi de gelerek bakkaldan emanetini ister.
Bakkal ailesinin sözüne uyarak, yüzüğü inkâr eder. O kimse çok İsrar
etmesine rağmen asla fayda vermez ve:
— Ey bakkal bu anda şahidim yoktur, gel seninle Beyt-i Şerifin
örtülerine yemin edelim, der
Bakkal da nakıs olan kadına uyduğu gibi, gidip yemin ederler. O kimse de
bakkalın, yalan yere yemin ettiğine muttali olmak üzere bir müddet daha
orada bekler. Nihayet bir gün sonra bakkalın dükkânına gider. Fakat
kapalı görünce sorar ve öldüğünü söylerler. Bunun üzerine doğruca
bakkalın evine gider ve kapıyı çalar. Bir kadın çıkıp ne istediğini sual
edince, bakkalı görmek istiyorum der. Kadın ise: «Bakkal öldü.» der. O
kimse, cenazesini görmek istediğini söyler. Kadın yine: «O'nun görülecek
hali yoktur ki, göresin.» der. O kimse çok İsrar eder ve nihayet O'nu
görür ki, yanmış ve kül olmuş. Ailesinden bunun nasıl olduğunu sorduğu
zaman kadın:
— Bu gece elinde çıra ile evin içinde dolaşırken bir parmağı tutuştu.
Onu kesip attı. Fakat ateş eline ve oradan da gövdesine sirayet ederek
böyle helak oldu, diye anlatır.
O kimse ve diğer hacılar anlarlar ki, Hak Teâlâ Hazretleri, bakkalı
yalan yere yemin ettiği için helak etmiştir.
* * *
|