|
ÜÇÜNCÜ HİKÂYE
Şeyh Ebû Hafs Ömer'den rivayet edilmiştir:
Sulehadan bir kimsenin, pek çok namaz kılmak âdeti îdi. Ebû Hasan Zâhid,
bir gün o kimseye:
— Ey kişi, bunca namaz kılıyorsun, fakat namaza dahil olduğun zaman, üç
şeyden hâlî değilsin. Eğer nefsini görür isen ucubtür. Eğer Rabbim
görsün dersen, minnettir. Ve eğer halk görsün dersen riyadır, der. O
salih kimse de:
— Ey Ebû Hasan! Bunlardan kurtulmaya çare nedir? diye sorar. O da şöyle
izah eder:
— Namaza dahil olduğun zaman, Hak Celle ve Âlâ Hazretlerinin sana olan
inayet ve hidayetini ve sana namaz kılmaklığı tevfîk ve takdîr ettiğini,
daima hallerine, sözlerine ve kalbine nazır olduğunu, gece ve gündüz
seni, rahmet, lütuf ve ihsanına ve huzuruna davet ettiğini, göklerin ve
dağların, kabul etmekten korktukları Kur'an-ı Kerîm-i insan oğluna kabul
ettirdiğini daima mütalâa edesin. Bunlara hamd ve şükr edip, rızâ-i
ilâhiyesini isteyesin.
Her kim bu itikad ve son derece edeb ile, kalbini mâsivadan, bozuk
fikirlerden ve bâtıl hayallerden muhafaza edip, Hz. Allah'a müteveccih
olarak namaza durur ise, o kimse hiç şek ve şüphesiz Rabbine vasıl olur.
O'nun rıza-i ilâhiyeye nail olacağı gayet açıktır, diye buyurmuşlardır.
* * *
|