|
ONUNCU HİKÂYE
Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle rivayet etmiştir: Ebû Zer-i Gıfârî (R.A.)
bir gün Medine-i Münevvere'de giderken Hz. Hasan ve Hz. Hüseyn (R.A.)
Efendilerimize rast gelir. Ve kendisi selâm verirler. O da ta'zîm ile
selâmlarını alır. Daha sonra İmam Hasan ve Hüseyin Efendilerimizden, Hz.
Ebû Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman (R.A.) hakkında, Rasûlüllah (S.A.V.)
Hazretlerinden, neler işittikleri ve faziletlerini sual eder. İmam Hasan
(R.A.) buyurur ki:
— Onların faziletlerini bizden daha fazla bilen kimse yoktur. Zira bir
gün validemiz Hz. Fâtıma (R.A.) ile sohbet ederken, Ceddi Pâkimiz Hz.
Rasûlü Ekrem (S.A.V.), gelip üç defa: «Ya Fâtıma! Ali nerededir?» diye
sordular. Validemiz de: «Ya Rasûlallah, abdest alıp mescide gitti.» diye
cevap verdi. Onun üzerine: «Ya Fâtıma! Geldiği zaman Hz. Âişe'-nin
hücresine gelsin.» buyurdu. Validem: «Ya Rasûlallah, Hz. Âişe'ye
muhabbetin var mıdır?» diye sorunca, Efendimiz Hazretleri: «Ya Fâtıma!
Bilmez misin ki, kadınlar arasında üç kimse, bana çok sevgilidir. Birisi
sen, birisi annen Hatice ve birisi de ümmü'I-mü'minîn Âişe.» buyurdu.
Bunun üzerine validem Hz. Fâtıma:
— Ya Rasûlallah, erkeklerden kimleri çok seviyorsun? diye sordu. Fahri
Kâinat (S.A.V.):
— O iki hayır ve faziletler sahibi, Ebû Bekr ve Ömer'i çok severim,
deyince, validem ağlayarak:
— Ya Rasûlallah, Ali'yi sevmez misin? dedi. Fahri Kâinat Efendimiz;
— Ya Fâtıma! Ali benden ve ben Ali'denim. Hiç kimse, kendi nefsini
metheder mi? Ya Fâtıma, sen benim eshab ve zevcelerime dil uzatan biri
misin ki? diye sorunca, validem;
— Ya Rasûlallah! Buna kim cesaret eder? dedi. Efendimiz:
— Ya Fâtıma, bir kavim gelecek ve kendilerini benim ümmetimden
saydıkları halde, eshab ve zevcelerime dil uzatacaklar. Ben onlardan
uzağım, sen de uzak mısın? deyince, validem de:
— Uzağım Ya Rasûlallah! dedi. Ondan sonra Ceddi Pâkimiz, mübarek yüzünü
bizden tarafa çevirip:
— Ya Hasan! ve Ya Hüseyn! sizler de uzak mısınız? buyurdu. Biz de:
-- Evet Ya Rasûlallah, uzağız diye cevap verdik.
Bu esnada pederimiz Hz. Ali, içeriye girdi. Ceddimiz, mübarek yüzünü,
pederimize döndürdü ve:
— Ya Ali! Sen de, benim eshabım ve zevcelerime dil uzatanlardan uzak
olur musun? buyurdu. Pederimiz de:
— Ya Rasûlallah, senin eshabına ve zevcelerine kimin haddine ki, dil
uzatabilir? dedi. Ceddi Pâkimiz:
— Ya Ali! Bir kavim gelecek ve kendilerini senin zümrenden sayacaklar.
Seni çok sevdiklerini söyleyecekler, fakat benim eshab ve zevcelerime
dil uzatacaklardır, buyurdu. Pederimiz de hemen ellerini kaldırdı ve «Ya
Rabbi!- Muhakkak sen her şeyi görüyor ve biliyorsun. Rasûlün de buna
şahiddir ki, Ebû Tâlib'in oğlu, Hz. Ebû Bekr, Hz. Ömer ve Hz. Osman'a
dil uzatanlardan uzaktır.» diye dua etti. Dua biter bitmez «Rabbiniz de
sizin uzak olduğunuz kimseden uzaktır» diye hatıftan gelen nidayı, Hz.
Hasan ve Hz. Hüseyn (R.Aa) Efendilerimiz işitmişlerdir.
Hz. Rasûlüllah (S.A.V.) Efendimizin, eshab ve zevcelerine dil uzatan bir
takım zındıkların âkibetlerî hayır olmayıp, şefâat-i Rasûlüllah ve
şefâat-ı eshabtan mahrum olacaklarını Cenabı Hak tasdik edip,
çehâr-yâr-ı Safa'nın faziletleri ve kerametlerine işaret buyurmuştur.
Cenabı Ebû Bekrini's-Sıddıyk (R.A.) kerime-i muhteremeleri, Hz. Âişe'yi
Hz. Ömer de (R.A.) kızı Hafsa validemizi, Cenabı Peygambere akd u tezvîc
etmişlerdir. Hz. Rasûlü Ekrem (S.A.V.) de, kerimeleri Ümmü Gülsüm ve
O'nun vefatından sonra Rûkiye'yi (R.A.), Cenabı Osman'a (R.A.) ve
gözünün nuru kızı Hz. Fâtıma'yı (R.A.), Cenabı Ali'ye (K.V.) tezvîc
etmişlerdi. Bunların her biri asr-ı saadette hizmet-i vezâret ile
şerefyab olup, daha sonra rutbe-i hilafet'e yükselmişlerdir. Her biri,
Din-i Muhammedi'yi izhar yolunda, nice mihnet ve meşakkatler
çekmişlerdir. Kimisi malını, kimisi canını ve kimisi de başını feda
ederek, çok yüksek makamların sahibi olmuşlardır.
Diğer eshab-ı kiram da, Din-i İslâm yolunda nice cihadlar ederek,
ekserisi şehadet şerbetini içip, cennete dahil olmuşlardır.
Bütün mü'min ve mü'minata lâzım olan, tarîk-ı ehl-i sünnet ve sîret-i
eshab üzere giderek, cümlesine muhabbet besleyip ism-i âlileri zikr
olunduğunda «Radıyallahü Teâlâ Anh» demektir.
Cenabı Hak yevmi kıyamette, onların şefâatlari ile bütün ümmet-i
muhammedi cennet ve cemâline nail buyursun. Âmin.
* * *
|