|
DÖRDÜNCÜ HİKÂYE
Ebû Zer-i Gıfârî (R.A.), bir gün Rasûlüllah (S.A.V.) Hazretleri ile bir
gazadan dönüyorlardı. Yolları bir meşeliğe tesadüf edince, Hz.
Rasûlüllah:
— Ya Ebâ Zer? Bu meşelikte Cenabı Hakkın, acâib nesneleri ve hikmetleri
vardır, istersen seyret, buyurdular.
Ebû Zer Hazretleri de meşeliğe girdi ve dört budaklı çok güzel bir ağaç
gördü. Bir budağında çok beyaz bir gül üzerinde, kırmızı yazı ile şunlar
yazılı idi: «Ben Ebû Bekrini's-Siddıyk içinim. Her kim ona -dil uzatır
ise, Allahu Teâlâ Hazretlerinin laneti onun üzerine olsun.»
Hemen dönüp bunu Hz. Rasûlü Ekrem'e haber vermek murad ettiği zaman,
ikinci budak:
— Gel bende de acâib nesneler müşahede eyle diye, nida etti.
Bunun üzerine onun yanına vardığı zaman gördü ki, onda da kırmızı bir
gül var ve üzerinde beyaz yazı ile şöyle yazılı: «Ben Ömerü'l Fârûk
içinim. Her kim O'na dil uzatırsa Allahu Tealâ Hazretlerinin laneti
O'nun üzerine olsun.»
Üçüncü budağa baktığı zaman, yeşil bir gül görür ve üzerinde nurdan yazı
ile: «Ben zulmen katledilen Osman içinim. Her kim O'na dil uzatırsa,
Allahu Teâlâ Hazretlerinin laneti O'nun üzerine olsun.) diye yazılı idi.
Dördüncü budağa baktığı zaman, şehdane renginde bir gül var ve üzerinde
yeşil yazı ile şunlar yazılı idi: «Ben Ali içinim. Her kim O'na dil
uzatırsa Cenabı Hak'kın laneti O'nun üzerine olsun.»
Bu acâib halleri müşahede eden Ebû Zer Hazretleri, hemen Hz Rasûlü
Ekrem'e ve diğer eshaba anlattı. Onların da hepsi bunu tasdik ettiler. (Rıdvanullahi
Teâlâ Aleyhim Ecmaîn)
* * *
|