|
BİRİNCİ HİKÂYE
Rasûlüllah (S.A.V.) Efendimiz Hazretlerinin ilk zamanlarında, Ebû Cehil
laîn, Kureyş eşrafı ile birlikte Hz. Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib'e
gelip:
— Ey Ebû Tâlib! Kardeşinin oğlu Muhammed, âbâ u ecdadımızın dinini iptal
ve bizim putlarımızı tahkir ederek, kendisi bir din izhar etmiş. Halbuki
bizler, senin hatırın için ona dokunmuyoruz. Eğer sen O'nu bu işten vaz
geçirmezsen, sonra hepimiz birleşiriz ve aramızı kılıçtan başka bir şey
ayırmaz, dediler. Ebû Tâlib:
— Ey Kureyş Kabileleri! Sizler bu hususta biraz sabredin. Hz. Muhammed'i
(S.A.V.) davet edip soralım. Bakalım ne cevap verir, diyerek Efendimiz
Hazretlerini davet etti. Kendisi bir sedir üzerine oturdu. Bütün Kureyş
Kabileleri toplanmış ve büyük bir kalabalık meydana gelmişti ki, ayak
basacak yer kalmamıştı. Rasûlü Ekrem (S.A.V.) teşrif edip, Kureyş
Reislerinin boyunları üzerine basarak, Ebû Talibin sediri üzerine çıkıp
oturdu. Eşraf-ı Kureyş, Ebû Tâlib'e dediler ki:
— Ey Ebû Tâlib! Görmüyor musun? Kardeşinin oğlu boyunlarımız üzerine
basarak, senin hürmetini de terk ile sedirin üzerine çıkıp oturdu. Ebû
Tâlib de:
— Eğer Muhammed (S.A.V.) davasında sadık ise, bugün benim sedirimde,
yarın da sizin boyunlarınızda oturur, dedi. Eşraf-ı Kureyş:
— Ey Ebû Tâlib! Eğer Muhammed davasında sadık ise, bize açık bir mu'cize
göstersin, ta ki hepimiz nübüvvetini ikrar ve itiraf ederiz, dediler.
Ebû Tâlib de:
— Ya Muhammed (S.A.V.)! Bunların istediklerini yapar mısın? diye sorunca,
Hz. Peygamberimiz (S.A.V.):
— Her ne isterlerse istesinler, buyurdu.
Bunun üzerine Kureyş'in en akıllı kimseleri bir araya toplandılar.
Oradaki bir evin bahçesinde büyük bir taş vardı. Bu taşdan büyük bir
ağaç çıkmasını ve bir budağının şarka, diğer budağının garba uzamasını
istediler.
Rasûlü Ekrem (S.A.V.), dua etti ve hemen o anda Cebrail Aleyhisselâm
gelerek:
— Ya Rasûlallah! Hak Sübhanehu Teâlâ Hazretlerinin selâmı var.
Kâfirlerin senden bu mu'cizeyi isteyeceklerini ezelde bilip, o taşı
yarattığı zaman, içinde o ağaç da beraber halk olunmuştur. Habibim dua
etsin, ben icabet edeceğim buyurdu, dedi.
Hulasa-i Mevcudat (S.A.V.), secde edip duasını tamamladıkları zaman,
taştan müthiş bir ses çıktı ki, oradaki kâfirler neredeyse helak
olacaklardı. O sesten sonra taştan ağaç çıktı ve göklere kadar yükseldi.
Bir budağı şarka, bir budağı da garba uzandı. Kâfirler, bu defa da o
ağacın tekrar yerine girmesini arzu ettiler. Rasûlü Ekrem (S.A.V.)
tekrar dua etti ve ağaç yine taşın içine girdi.
İşte bu açık mu'cizeyi kureyş kâfirleri gördükleri halde, küfrü
inâdîleri artarak hâşâ sümme hâşâ:
— Ya Muhammed! Ne acaib sihir yaptın. Biz, asla senin gibi bir sihirbaz
görmedik, diyerek küfürleri üzere dağılıp gittiler.
* * *
|