|
BEŞİNCİ HİKÂYE
Sulehâdan bir kimse, veda etmek üzere Kâbe-i Şerifin örtüsüne sarılıp:
— Ya İlâhî! Bu aciz kulun, yollarda nice zahmet ve meşakkat çekerek
geldim. Şimdi ise vatanıma gideceğim. Beni mahzun gönderme. Kabileme
vardığımda «Rabbin sana ne eyledi? Sana ikramda bulundu mu?» diye
sordukları zaman ne cevap vereyim. Emir senindir. Bütün eşya taht-ı
kudretindedir. Her ne dilersen kaadirsin. Azab ile ikaab, adlin, af ile
rahmetin de keremindir. Sen Ekramü'l-Ekramîn'sin, diye yalvarır. O
esnada hatiftan:
— Ben seni, dünya ve âhirette azab ve ikaabdan ve cehennemden azad edip,
haccını da kabul eyledim. Ehl-i iyaline vardığın zaman, benim
Erhamü'r-Rahimîn olduğumu söyle, diye sırrına hitab olunmuştur.
* * *
|