|
ONUNCU HİKÂYE
Hz. Musa Aleyhisselâm, bir gün Tur'a giderken, bir kimseye rastlar. O
kimse:
— Ya Musa, Cenabı Hak'ka niyaz et. Bana amcamın kızını nikâh ve tezvic
etsin, der.
Bir müddet gittikten sonra ikinci bir kimseye tesadüf eder. O kimse de:
— Ya Musa, benim için iltica eyle. Çok fakir bir haldeyim. Ehl-i iyalim
de vardır. Bana bir miktar dünyalık ihsan buyursun.
Yine biraz gittikten sonra, üçüncü olarak çıplak bir kimseye tesadüf
eder. O kimse ise:
— Ya Musa, benim için, o çok çok ihsan eden Cenabı Hak'ka dua eyle. Bana
bir-iki akçe kıymetinde bir eski elbise ihsan buyursun ki, onunla setr-i
avret edeyim.
Hz. Musa Aleyhisselâm münacât mahalline giderek, mükaleme esnasında o üç
kişinin ilticalarını Cenabı Hak'ka arzeder. Taraf-ı izzetten:
— Ya Musa! Evvelce gördüğün kimseye amcasının kızını takdir ettim, O'nu
nikâh etsin. İkinci kimseye de söyle, filan yerde bir hazine var. Alsın
ve ihtiyacına kullansın. Üçüncü kimseye de söyle ki, O'na dünyada
zerrece bir şey vermem, diye buyurulmuştur. Hz. Musa Aleyhisselâm:
— Ya Rabbi, sır ve hikmeti sana malûmdur. Hiç bir nebî ve mukarreb melek
bilmez, o çıplak ve cok muhtaç olan kimseye, zerre kadar bir şey
vermemendeki hikmetin nedir? diye sual edince. Cenabı Hak:
— Ya Musa! Her kuluma, dünya ve âhirette birer nasib takdir ettim. O
çıplak kimseye de hisse olarak benim muhabbetim düştü. O'na söyle eğer
benim muhabbetimi, dünyaya değişirse, O'na o derece dünyalık verilim ki,
saymaya bile gücü yetmez, buyurur.
Nihayet Musa Aleyhisselâm dönüp gelerek, o kimselere, emr-i ilâhiyi
tebliğ edince, o çıplak kimse, hemen şöyle tazarru ve duada bulunur:
— Ya Rabbi, eğer benim etimi, bıçakla parça parça etseler, yine de senin
muhabbetini benden gideremezler. Bana, dünyadan daha alçak bir şey
yoktur.
* * *
|