DİNİ HİKAYELER

 

AŞK VE MUHABBET


DOKUZUNCU HİKÂYE

Aşk ve sevda ile herkesçe meşhur olan Mecnûn, Leylâ ismindeki amcasının kızını sevmektedir. Bir gün Mecnûn'un babası Leylâ'nın pederine:

— Ey birader, niçin muhtereme kızın Leylâ'yı, oğlum Mecnûn'a nikâh etmezsin?

— Kardeşim, senin evladın benim evladım demektir. Kızımı vermememin sebebi; Mecnûn'a şefkat ve merhametimden dolayıdır. Zira, Mecnûn Leylâ'nın düşkünü olup, onları birbirine alıp-vermek ölümlerine sebep olur. Ve bu husus bizleri de çok üzer. Eğer bu sözümün doğru olup olmadığını anlamak istersen, şöylece tecrübe edebiliriz: Ben Leylâ'ya amcanın oğlu seni görmek istiyor, filan yerde dur, diye emir ve tembih edeyim. Sen de Mecnûn'a yine filan yerde durup Leylâ'ya bakmasını tembihle. Bakalım neler göreceğiz, der. Bu fikri Mecnûn'un babası da münasib görerek, keyfiyeti oğluna söyler.

Nihayet Mecnûn, tembih olunan yerde beklemeye başlar. Leylâ da arab âdeti üzere uzun ve ince bir elbise giyip, o yerden geçmek üzere yürür. Mecnûn'un aşkı son haddini bulmuştur. Tam önünden geçmekte iken, dertli ve aşkından sadık olan Mecnûn, değil Leylâ'yı görmek O'nun eteğinin tozunu görür görmez hemen yere düşüp kendinden geçer.

Babaları da bu hali görünce birbirlerini tasdik ederek, işte hakiki aşk böyle olur derler.

Bir müddet sonra Mecnûn kendine gelince, ne olduğunu sorarlar. O da:

— Leylâ'nın eteğinin tozunu görünce, dayanamayarak kendimden geçtim. Kendisini görmeye nasıl dayanayım, diye cevap verir.

Beyt:
Ah! minel aşkı ve hâlâtihî.
Ahraka kalbî bi-harârâtihî.

* * *