DİNİ HİKAYELER

 

AŞK VE MUHABBET


DÖRDÜNCÜ HİKÂYE

Nuh Bin Mansur isminde arif bir padişahın, zamanın teki denecek güzellikte bir oğlu varmış. Padişahın askerlerinden birisi de bu şehzadeye muhabbet ile âşık olmuş. Bu iş o dereceye varmış ki, halk arasında yayılıp, padişahın kulağına kadar gelmiş.

Padişah bir gün şehzadeye, atına binip bir tarafta durmasını emreder ve O'nun âşkını anlamak için askerleri önünden geçirir. O bîçare âşık olan asker geçerken benzi sararır ve rengi değişir. Padişah feraset nuru ile, âşıkın o olduğunu anlar. Oğluna atından inerek, o askeri gücü yettiği kadar sıkmasını emreder. Şehzade de babasının emrini yerine getirince, dertli âşık o anda ruhunu teslim eder.

Bunun üzerine padişah:

— Bu kişiyi alın ve ta'zim ile bizim kabristanımıza defnedin, diye emreder.

Bir kaç gün sonra, padişaha arkadaşları, o kişiyi niçin kendi kabirlerine koydurduğunu sorarlar. Padişah:

— O kimseyi, muhabbet davasında sadık olup olmadığı hususunda imtihan ettik ve gördük ki, sadıktır. Onun için kendi kabrimize koydurduk. Bir kimse bize muhabbet ile helak olsa, o kimse bizdendir, diye buyurur.

* * *