DİNİ HİKAYELER

 

CÖMERTLİĞİN FAZİLETİ


DÖRDÜNCÜ HİKÂYE

Emîr Abdullah Bin Tâhir, Şeyh Ebû Abdullah Hazretlerini zindana attırmıştı. Bir gün Zeyd isminde bir kimse, elinde bir mektub ile gelir ve Şeyh Hazretlerine mektubu verir. Hz. Şeyh mektubu okuyunca ağlamaya başlar. Yanında olanlar «Ya Şeyh, niçin ağlıyorsun?» diye sorarlar. O da:

— Filan yerde bir amcamın oğlu vardı ölmüş. Benden başka da varisi olmadığı için 150 bin akçeyi bana bırakmış. Onun için ağlıyorum, der.

Daha sonra da mektubu getiren kimseye «Yanında dünyalık bir şey var mı?» diye sorar. O da «Dört akçe vardır.» diye cevap verince, Hz. Şeyh:

— Amcamın oğlundan bana miras kalan 150 bin akçeyi sana verdim. Git o dört akçenin biriyle kâğıt, kalem ve mürekkeb al getir ve sana kâğıt yazayım. Oradan akçeleri alırsın. Kalan üç akçe ile de ekmek ve su al getir ve zindan ehli yesinler.

O kimse de hemen gider ve Şeyhin emri üzere istediklerinin hepsini getirir. Evvelâ kâğıdı yazar ve o kimseye verir. Sonra da ekmek ve suyu zindandaki insanlara dağıtır ve iki rek'at namaz kılarak:

— Ya Rabbî, bu ehl-i zindana vermiş olduğum ekmek ve suyun sevabını amcamın oğlunun ruhuna hediye ettim, vasıl eyle, diye dua eder.

Zindandaki kimseler:

— Ya Şeyh, o 150 bin akçeyi, böylece tasadduk etseydiniz, ecir ve sevabı, bu dört akçeden daha hayırlı olmaz mıydı?

— O Allahu Teâlâ hakkı için, bu dört akçe hasenatın hesabı 150 bin akçe hasenatın hesabından daha kolaydır, buyururlar.

* * *