DİNİ HİKAYELER

 

ANNE VE BABAYA HÜRMETİN FAZİLETİ

 


ONUNCU HİKÂYE

Bir gün Rasûlallah (S.A.V.) Hazretleri, Ebû Zeri Gıfarî'ye:

— Ya Eba Zer, gidelim garibleri ziyaret edelim.

— Ya Rasûlallah, garibler kimlerdir?

— Garibler şol kimselerdir ki, hiç kimse gidip onları ziyaret etmez.

Rasûlüllah Efendimiz Hazretleri bununla kabir ziyaretini kasdeder ve birlikte müslümanların kabristanına giderler. Fahri Kâinat Efendimiz bir kabir başında biraz durur mübarek gözlerinden inci tanesi gibi yaşlar akıtarak ağlar. Ebu Zer Hazretleri, sebebini sual edince, O Şefîü'l-Ümem Efendimiz «Ya Ebâ Zer, Şu kabirde ümmetimden birisi azab olunmaktadır. O'na ağlarım,» buyurur. O esnada Hz. Cebrail gelerek:

— Ya Rasûlallah! Niçin ağlarsınız! Sizin ağlamanızla melekler de ağlarlar.

— Ey Kardeşim Cebrail! Şu kabirde olan kimse için ağlarım ki, acaba kimdir?

-- Ya Rasûlallah, ensar yiğitlerindendir.

— Acaba günahı nedir?

— Ya Rasûlallah! Ümmetinin günahını söylemek bize lâyık değildir.

Bunun üzerine Fahri Kâinat Efendimiz dua buyurunca Cenabı Kaadir ve Kayyum Hazretleri, o mevtaya hayat verip kabrin içinde «Aman ya Rasûlallah! Dört bir tarafımı ateş kapladı. Bu ise valideme eza ettiğim içindir. Mürüvvet senindir Ya Rasûlallah.» diye nida eder.

Daha sonra Hz. Peygamber Efendimiz, Ebû Zer Hazretlerine, o kabirde bulunan bütün mevtaların sahiplerini çağırmasını emir buyurur. Ve bütün mevta sahibleri gelerek her biri kendi yakınları başında dururlar. O kimsenin kabri başı yine boş kalır. Rasûlüllah Efendimiz Hazretleri:

— Ya Ebâ Zer! Eğer bu kimsenin annesi vefat etmiş ise, kıyamete kadar böyle azab olunacağı açıktır, buyurur. O esnada uzaktan gayet ihtiyar bir kadın düşe kalka ve ağlayarak gelip o kimsenin kabri üzerinde durur. Rasûlü Ekrem Efendimiz:

— Ey Hatun! Bu meyyit senin midir?

— Evet Ya Rasûlallah, gözümün nuru ve gönlümün sürürü evladımdır.

— Oğlunuzdan razı mısınız?

— Hayır, razı değilim. Zira bir gün ibadet ederken, sarhoş gelmiş ve mihrabımdan atarak kolumu kırmıştı. Ben de Allahu Teâlâ senden razı olmasın diye dua etmiştim.

— Ya Hatun! Oğlunu bağışla, seni de bağışlasınlar.

— Ya Rasûlallah, kalbim çok kırılmıştı, esirgemeye meylim yoktur.

— Ya Hatun! Kulağını oğlunun kabrine tut.

Kadın da kulağını kabre tutar ve oğlunun daha önce Rasûlallah Efendimize ettiği ilticayı, annesine de yaptığını duyunca, gayri ihtiyarî olarak:

— Ya Rasûlallah! Günahını afvettim ve razı oldum. Allahu Teâlâ Hazretleri de razı olsun ve rahmetler etsin, der. Kabir içinden oğlu da:

— Ey anneciğim, cürm ve günahımı afvedip beni nimet ve rahmetlere nail eyledin. Hz. Allah da senden razı olsun, diye nida eder.

Böylece hepsi sevinerek oradan ayrılırlar.

* * *