DİNİ HİKAYELER

 

TEVBENİN FAZİLETLERİ

 


ONUNCU HİKÂYE

Şeyh Ebû Abdullah Hazretleri, müridleri ile birlikte bir yerden giderlerken, şarab meclisi kurmuş ve içki içen bir topluluğa tesadüf ederler. Hz. Şeyhin müridlerinden birisi onları men etmek istediği zaman Şeyh Hazretleri «Ey dervişler, siz sabredin ve sakin olun. Emr-i ma'rufu ben sizden daha iyi bilirim. İnşaallah bunları bu halden kurtarırım.» der ve onlara yaklaşır. İçlerinden birisi elindeki kadehi doldurup ve kalkıp Hz. Şeyhe sunar. Şeyh de kadehi eline alıp:

— Ey yiğitler! Bu mecliste çok sevdiklerinizi anmak, sizler için âdet değil midir? Eğer müsaade ederseniz ben de sevdiğimi zikredeceğim, der. Onlar da:

— Peki zikret de dinleyelim, diye izin verirler. Bunun üzerine şeyh konuşmaya başlar:

Zikrederim şol vakti ki, ruhlarımız göklere çıkıp bedenlerimi kabre konulup, evlerimiz ve diğer mallarımız varislerimize taksim olunur.

Zikrederim şol vakti ki, bir münadî, nida edip: Sen dünyayı mı topladın, yoksa dünya seni mi, der.

Zikrederim şol günü ki, tabuta konup, akraba ve dostlar ağlaştıkları vakit, bir münadî nida eder: Hani senin kuvvetli ve hiddetli nefsin? Seni kim zayıf etti? Hani senin çok sevdiğin ve müslümanları rencide eden lisanın? Seni kim susturdu? Nerede seni çok sevenler? Seni onlardan kim ayırdı?

Zikrederim şol günü ki, kabre defn olunduğun zaman, kabir «Ben zulmet ve vahşet eviyim. Sen zulmet ve vahşeti unuttun mu?» der.

Zikrederim şol günü ki, Cenabı Hak o gün hakkında: «Bazı yüzler beyaz ve bazıları da siyah olur.» buyurdu. Acaba bizim yüzlerimiz hangisinden olacak?

Zikrederim şol günü ki, mü'minlerin kitabı sağından, fasıkların ve kâfirlerin kitabları solundan verilir. Acaba bizim kitabımız nereden verilecek?

Zikredelim şol günü ki, mîzan kurulup ameller konulduğu zaman halimiz nasıl olur?

Zikredelim şol günü ki, Hak Sübhanehu ve Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de «Kıyamet gününde insanlar iki kısım olup, birisine cennet, diğerine cehenneme giriniz.» diye emrolunduğu zaman, acaba biz hangi fırkadan bulunacağız?

Hz. Şeyh böylece yukarıda anlatılanları zikredince, onların hepsi kalktılar ve çalgılarını kırarak, Hz. Şeyhin huzurunda tevbe-i nasuh ile tevbe ettiler. Daha sonra hepsi suleha zümresine dahil oldular.

Kur'an:ı Kerim'den meâlen şöyle buyurulmuştur:

— Allahu Teâlâ Hazretleri şol Zât-ı Ecelli Âlâdır ki, kulları tevbe etse tevbelerini kabul ve günahlarını af ve mağfiret eder.

* * *