DİNİ HİKAYELER

 

TEVBENİN FAZİLETLERİ


DÖRDÜNCÜ HİKÂYE

Mansur Bin Ammar Hazretleri daima halka vaaz ve nasihat eder ve dualarında «Allahümmağfir li-aksânen kalben ve ekserinâ ayben» diye duada bulunurmuş.

Bir gün meclislerinde bulunan bir fasık ve saz ehli kimse kendi kendine «Bu dua değil ancak benim halim içindir. Zira şimdi diyarımızda benden daha fazla kalbi kasvetli ve günahı çok kimse yoktur.» diye düşünür ve tefekkür eder. O esnada kendisine inayet ve hidayet-i Rabbânî yetişir. Hemen saz âletlerini kırar ve şeyhin huzurunda tevbe eder. Şeyh O'nu yakalattırır, temiz elbiseler giydirerek şöyle der:

— Evladım, iki rek'at namaz kıl, kendine bana ve ümmet-i muhammede dua et. Zira şimdi senin duan makbuldür.

O da şeyhin emrini yerine getirir. Namaz kılıp secdeye vardığı zaman «Dün fısk meclisinde iken bugün ne haldeyim. Mansur gibi aziz ve muhterem bir zata nasıl dua edeyim.» diye düşünürken sırrına şöyle hitab olunur:

— Ya kulum! Bir kimseye, hidayet ve inayetim yetişip, ihlas ile tevbe eder ve bana teveccüh ederse, bütün enbiya ve melâike O'nun için istiğfar ederler. Senin de tevbeni kabul ettim. Ne dilersen makbuldür.

Bundan sonra o zat H. Mansur'un terbiyeleri ile büyük evlîyaullahtan olmuştur.

* * *