DİNİ HİKAYELER

 

SADAKANIN FAZİLETİ


İKİNCİ HİKÂYE

Rasûlüllah (S.A.V.) Efendimiz Hazretlerinin kabr-i şeriflerine bir ârabî gelip: «Ya Rabbî! Bu kabr-i şerifin sahibi Rasûlün ve sûre-i ihlas hürmetine bana dört bin akçe ver.» diye tazarrû ve niyaz ederken, Ebâ Eyyûb El-Ensârî (R.A.) bunu işitir. Ve:

— Ya Ârabî! Allahu Teâlâ Hazretlerinin Rasûlü hürmetine and verip, dünya mı istiyorsun, deyince ârabî:

— Ey kişi, ihtiyacımın ne derece olduğunu bilmezsin, diye cevap verir.

Hz. Eyyûb (R.A:) ihtiyacından sual edince ârabî şöyle anlatır:

— 1000 akçe borcum var. Elbisem yoktur, ibadetime yardımcı olmak bakımından elbise alacağım. 1000 akçe ona ve 1000 akçe de evimin nafaka ihtiyacı için lâzım. 1000 akçeye de bir at satın alıp gazaya gitmek istiyorum. Onun için 4000 akçeye son derece ihtiyacım olduğundan, Cenabı Hak'tan istiyorum, der.

Bunun üzerine Hz. Eyyûb, evinde olan bazı eşyasını 12 bin akçeye satarak, 4000 akçesini o ârabîye verir. 4000 akçesini komşularına dağıtır ve 4000 akçesini de Medine fakirlerine tasadduk eder. Ve kendilerine bir akçe bile bırakmaz.

Ertesi gün mescide gidip namaza durduğu zaman, mihrabta üç akçe görür. Namaz bitince bakar ki, her bir akçenin altında mühürlü bir kese ve içlerinde dörder bin altun var. Ve mühürlerde kudret eli ile: «Her hangi şeyden Hz. Allah'ın rızası için infak ederseniz, sizin için hayır ve kalacak odur» diye yazılmış. Keseleri kaldırdıkları zaman, altlarında birer de kağıt bulurlar ki, onlarda da: «Ya Ebâ Eyyûb! Bu altunlar, dünyada verdiğin sadakanın karşılığıdır. Âhirette verilecek ecir ve sevab da zayi olmaz. Cenabı Hak rızık vericilerin en hayırlısıdır.» yazılmış idi.

Hz. Eyyûb, o keseleri alıp Cenabı Hak'ka hamd ve şükürler etti.

Tasadduk etmenin hem dünyada ve hem de âhirette faydası olmakla insan, gaflet etmeyip, gücü yettiği kadar sadaka vermeye çalışmalıdır.

* * *