|
Hazret-i Ali'ye nasihatları
Ya Ali! Bil ki mü'minin üç alameti olur. Namaz kılmak, oruc tutmak ve
sadaka vermek. Münafıkın da üç alameti olur. Başkalarının yanında
namazın rüku'unu ve secdesini tam yapar. Tenhada hiçbir rüknü yerine
getirmez. Medh ettikleri zaman seve seve yapar. Allahü teâlâ
hazretlerini açıkta çok zikreder. Yalnız kalınca Allahü teâlâyı unutur.
Ya Ali! Zalimde de üç alamet olur: Kendinden aşağı olana kahr eder,
baskı yapar. Gücü yettiği zaman halkın malını zor ile alır. Nereden
yeyip, giyindiğini hiç incelemez.
Ya Ali! Kıskançlarda da üç alamet olur: Herkesin huzurunda,
karşısındakine yaltaklanır. Gıyabında onu gıybet eder. Her kime musibet
erişirse, sevinir.
Ya Ali! Münafıkda da üç alamet olur: Söz söylese yalan söyler. Bir şey
va'd etse, va'dinde durmaz. Yanına emanet koysalar, hıyanet eyler.
Ya Ali! Tenbeller içinde üç alamet olur. Allahü teâlâya itaatte
tenbellik eder. Kusurlu amel eder. Ameli zayi olur, boşa gider. Namazı
tehir eder. Hatta vaktini de geçirir.
Ya Ali! Hakiki tevbe eden kimsede üç alamet olur: Haramlardan kaçınır..
İlim öğrenmekte gayretli olur. Nasıl ki, göğüsden, memeden çıkan sütün
geri girme ihtimali olmadığı gibi, günaha bir daha geri dönmez.
Ya Ali! Akllı kimsede üç alamet olur. Dünyayı hor, zelil tutar. Cefalar
çeker. Kıtlık vaktinde sabreder.
Ya Ali! Sabr edende de üç alamet olur: Kendini ziyaret etmiyenleri
kendisi ziyaret eder. Onu mahrum edenlere bağışda bulunur. Kendine
zulmedenlere karşı durmaz; karşı koymaz.
Ya Ali! Ahmak olanın üç nişanı vardır: Allahü teâlâ hazretlerinin
farzlarında tenbellik eder. Abes, boş sözleri çok söyler. Allahü teâlâ
hazretlerinin mahluklarına eziyyet eder.
Ya Ali! İyi insan olanın üç nişanı vardır: Halal yer. Kendi şehrindeki
ilim toplantılarında hazır olur. Beş vakt namazı cemaat ile kılar.
Bedbaht olanda da üç nişan vardır: Haram yer. Ulemadan uzak olur.
Namazını özrsüz yalnız kılar.
İyi kimselerin üç alameti
Ya Ali! İyi işleri olanın üç alameti vardır: Allahü teâlâya taatte acele
eder. Haram ettiklerinden sakınır. Kendine kötülük eden kimseye iyilik
eder.
Ya Ali! Kötü amelli olanın üç alameti vardır: Allahü teâlânın emirlerini
yapmakta tenbellik eder, gevşek davranır. Herkese ziyanı dokunur.
Kendisine iyilik edene, kötülük eder.
Ya Ali! Salih olan kulun üç alameti vardır: Allahü teâlâya iyi amel
işler. Kendi dinini ilmi ile kuvvetlendirir. Kendisi için istediğini
başkası için de ister.
Ya Ali! Mütteki olanın üç nişanı vardır: Kötüler ile beraber olmaktan
kaçınır. Harama düşmek korkusundan halalden sakınır ve yalandan kaçınır.
Ya Ali! Günahkarların da üç alameti vardır: İşlerinde yanılır ve hata
eder. Lehv ve la'b ile yani,oyun ve çalgı ile meşgul olur. Unutkan olur.
Ya Ali! Kalbi katı olan kimsenin üç nişanı olur: Za'iflere acımaz. Az
nesneye kana'at etmez. Va'z ve nasihat ona faide vermez.
Ya Ali! Fasıkda, kötü kimse de üç nişan vardır: Fitne ve fesadı sever.
Halka hastalık ve musibet ister. İyi amelden kaçar.
Ya Ali! Süfli, aşağı olanın üç nişanı vardır: Akrabasını azarlar.
Komşularına eziyyet eder. Günah işlemeyi sever.
Ya Ali! Allahü teâlânın red ettiği kimsenin üç alameti vardır: Yalanı
çok söyler. Yalan yere çok yemin eder. Halka sıkıntı verir, ihtiyacını
halk üzerine yükler.
Ya Ali! Abidin, çok ibadet edenin üç nişanı vardır: Allahü teâlâ
hazretlerinin taziminden kendi nefsini zelil tutar, Şehvetlerini terk
eder. Allahü teâlânın rızası için huzurunda çok durmağı adet eder.
Ya Ali! Muhlis olanın üç nişanı vardır: Gücü yeterse affeder. Malının
zekatını verir. Sadaka vermeği sever.
Ya Ali! Bahilde, cimride üç nişan vardır: Açlıktan korkar. Birşey
isteyenden korkar. Kendine iyilik eden kimseye, içindekinin hilafına,
aksine dili ile hayır söyler.
Ya Ali! Yüreksiz olanın üç nişanı vardır: Korkak olur. Gönlü, kalbi katı
olur. korkutucu olur.
Ya Ali! Sabredici olanın üç nişanı vardır: Taat etmeğe sabreder.
Ma'siyyeti terk etmeğe sabreder. Allahü teâlâ hazretlerinin ahkamına
sabreder.
Ya Ali! Senin dostun olanın üç alameti vardır: Malını sana feda eder.
Nefsini sana feda eder. Senin sırrını gizli tutar.
Ya Ali! Facir, kötü olanın üç nişanı vardır: Yemin etmekle öğünür.
Kadınları aldatır. Çok bühtan, iftira eder.
İnsanların iyisi ve kötüsü
Ya Ali! Halkın en iyisi, Allahü teâlâ hazretleri indinde o kimsedir ki,
ömrü uzun olur ve ameli iyi olur. Allahü teâlânın indinde en kötü ve
Onun buğz ettiği kimse o kimsedir ki, halk onu hayırlı zan eder. Onda
hiç hayır olmaz. Görünüşte iyi, gerçekte ise günah ile doludur. Bundan
daha kötüsü o kimsedir ki, ondan sakınmak için kendine ikram olunur.
Bundan daha kötüsü zenginlere ikram eder. Fakirleri hor ve zelil tutar.
Zenginlere çeşidli, renkli ni'metler ile cömertlik eder. Fakirlere bir
parça ekmek vermez. Bundan daha beteri o kimsedir ki, yalnız başına
yiyip, bir kimseye, bir nesne vermez. Bundan da beteri o kimsedir ki,
bir müsliman kardeşine dostluk izhar eder. Sonra onu helak eder.
Ya Ali! Keramet, günahlardan geçmekir, dinin emrettiği gibi yaşamaktır.
Allahü teâlâ hazretlerinden korkmanın aslı, Allahü teâlânın haram ettiği
herşeyden sakınmaktır.
Ya Ali! Doğru söyleyici kimsenin alameti, doğru söylemek adeti olur.
Kızgınlık anında ve rıza vaktinde ve ihtiyac anında da doğru söyler.
Ya Ali! Beş şey gönlü öldürür. Çok yimek. Çok uyumak. Çok konuşmak. Çok
gülmek. Rızk için çok endişe etmek. Haram yemek imanı za'ifletir, kalbi
karartır.
Ya Ali! Beş şey kalbi katı eder, karartır: Kalb çok kararırsa, Allahü
teâlâ korusun, kafir olur. Bunlar günahı bilmez, günah işler. Tok olduğu
halde yemek yer. Zulüm ile mal toplar. Namazı tehir eder. (Kasıtlı
olarak) Sol eli ile yer içer.
Ya Ali! Şunlar unutkanlık hasıl eder: Kıbleye karşı bevl etmek. Durur
haldeki suya bevl etmek. Göl üzerine bevl etmek. Haram ile geçinmek.
Ya Ali! Beş şey gönlü, kalbi parlatır: Sure-i ihlası çok okumak. Az
yimek. İlim meclisine hazır olmak. Az pişmiş ekmek yimek. Gece namazı
kılmak.
Ya Ali! Beş şey gönlü aydınlatır, karanlığını giderir: İlim meclisinde
oturmak. Yetimi sevindirmek. Seher vaktinde çok istigfar etmek. Çok
yimeği terk etmek. Çok oruc tutmak.
Ya Ali! Beş nesne gözün nurunu artdırır: Ka'be-i mu'azzamaya bakmak.
Mushaf-ı şerife bakmak. Anne-babasının yüzüne bakmak. Alimin yüzüne
bakmak. Akar suya bakmak.
Ya Ali! Beş nesne kişiyi kocaltır. Borcu çok olmak. Çok gamı, sıkıntısı
olmak. Kadının nefsi erkeğe erişmek. Çok balgam gelmek.
Ya Ali! Cennet kapısında gördüm; yazılmış. Her kim hevasına muhalefet
ederse, Cennet onun yeri olur. Cehennem der ki: Ya Rabbi! Beni neden
dolayı yarattın. Allahü teâlâ buyurdu: Cimri ve kibirli için. Cehennem
dedi, ben onlar içinim.
Herkese ikram eyle
Ya Ali! Allahü teâlânın rızası anne ve babanın rızasındadır. Gadabı
onların gadabındadır. Ya Ali! Kafir de olsa, komşuna ikram eyle. Kafir
de olsa müsafire ikram eyle. Anaya-babaya kafir de olsalar ikram eyle.
Dilenciyi kafir de olsa red etme.
Ya Ali! Her kim şübheliden yer, dini örtülü olur. Gönlü siyah olur. Her
kim haram yer ise gönlü, kalbi ölür ve dini köhne olur. Yakini za'if
olur. Düası perdelenir. İbadeti az olur.
Ya Ali! Kötü kimse düa etse, Allahü teâlâ onu helakını istediği şeyde
verir ve meleklere emir eder ki, verin istediği nesneyi ki, onun helakı
ondadır. Sesini kesin.
Ya Ali! Allahü teâlâ kullarından bir kula gadab edecek ise, ona haram
mal nasib eder. Gadabı çok olunca, bir şeytanı onun üzerine musallat
eder ki, onu dünyada meşgul eder. Dünya işleri kolaylaşır. Dinden
uzaklaşır. Sonra o kul der ki, Allahü teâlâ gafurürrahimdir.
Ya Ali! Allahü teâlâ bir kulu sever, o kulun düasını geciktirir.
Melekler derler, ya Rabbi bu mü'min kulun düasını kabul eyle. Allahü
teâlâ buyurur ki, "Bırakın benim kulumu. Siz onun üzerine benden daha
çok mu acıyorsunuz. Ben onun yalvarmasını severim. Ve ben alim ve
habirim, haberdarım."
Ya Ali! Şad olup, kahkaha ile gülme ki, Allahü teâlâ böyle olanları
sevmez. Daima hüznlü ol ki, Allahü teâlâ hazretleri hüznlü olan
kimseleri sever.Ya Ali! Abdest aldıkdan sonra İnnaenzelna (Kadr)
suresini okumakdan geri kalmıyasın. Allahü teâlâ herbir abdestde sana
ellibin senelik abdest sevabı verir.
Ya Ali! Her kim ayaklarını yıkadıktan sonra, bana salevat verse, Allahü
tebarek ve teâlâ hazretleri, onun bütün üzüntülerini giderir,
ferahlandırır, düaları müstecab olur.
Ya Ali! Düa ederken veya Kur'an-ı azim-üş-şan tilavet ederken sesini çok
yükseltme. Çünkü, namaz kılanların namazlarını fesada verirsin. Ya Ali!
Namaz vakti gelince namazını kıl. Çünkü şeytan seni meşgul eder. Bir
hayrlı işe niyyet ettiğin zaman, hemen o işi yap. Çünkü, şeytan seni o
hayırlı işden men eder.
Ya Ali! Her kim ücret ile bir işçi tutar; ücretini temam vermezse,
Allahü teâlâ hazretleri onun taatlarını mahv eder. Ben onun kıyamet
gününde hasmı olurum.
Ya Ali! Cebrail aleyhisselam, adem oğlu olup da, yedi iş işleseydim,
diye temenni etmiştir. Beş vakt namazı cema'at ile kılsaydım. Alimler
ile otursaydım. Hastaları sorsaydım. Cenaze namazını kılsaydım. Su
dağıtsaydım. Dargın olan iki kimseyi barıştırsaydım. Yetimlere şefkat
etseydim. Ya Ali! Sen de bunları devamlı yap!
Hayvana bile lanet etme
Ya Ali! Yetim ağladığı zaman Arş-ı mecid titrer. Allahü teâlâ hazretleri
buyurur ki, ya Cebrail, bu yetimi ağlatanın yerini Cehennemde bul! Ben
de onu ağlatayım. Her kim ki onu sevindirir ve güldürür. Onun Cennette
yerini geniş et ki, ben onu sevindireyim ve güldüreyim.
Ya Ali! Her kim ilmsiz ibadet ederse, zararı faydasından çok olur. Onun
misali o a'ma gibi olur ki, bir sahraya delilsiz gider. O kadar dolaşır
ki, kendini dikenlik arasında bulur.
Ya Ali! Hiçbir müslimana la'net etme. Hiçbir hayvana la'net etme. La'net
sana geri döner. Her kim Allahü tebarek ve teâlâ hazretlerinin
ni'metlerine şükrederse, belalarına sabrederse, günahlarına istigfar
ederse, hangi kapıdan isterse Cennete girer.
Ya Ali! Çok uyumak gönlü öldürür. Pişmanlığı, unutkanlığı artırır. Çok
gülmek gönlü öldürür. Vakarı giderir. Çok günah işlemek kalbi, gönlü
siyahlaşdırır. Pişmanlık verir.
Ya Ali! Her kim dünyayı ihtiyacı kadar taleb ederse, Sırat üzerinden
şimşek gibi geçer. Allahü teâlâ ondan razı olur. Her kim dünyayı isteyip
ve haramlardan çok mal toplarsa, Allahü teâlâ hazretlerine mülaki
olduğunda, Allahü teâlâ hazretlerini gadablı bulur.
Ya Ali! Her kim bir müslimana, temiz düşünce ve hulus-i kalb ile yiyecek
verirse, Allahü teâlâ o kimseye bin Hasane (sevab) verir, bin günahını
afv eder.
Ya Ali! Mazlumun kalbinin kırılmasından sakın ki, Allahü teâlâ onu kafir
de olsa kabul eder.
Ya Ali! Borcu az et, rahat olursun. Borç din harablığıdır. Gündüz zelil,
hakirdir. Gece üzüntü ve sıkıntıdır.
Ya Ali! Yemeğe tuz ile başla. Sonunda da tuz ile bitir. Tuz, ölüm haric,
yetmiş derde devadır. Yemeklere çörek otu koy. O da ölüm haric her derde
devadır.
Ya Ali! Yeni ayı görünce tehlil ve tekbir getir. Bir kimseden bir hacet
isteyeceğin zaman Ayet-el kürsi oku; sağ ayağını ileri koy.
Ya Ali! Yedi kimse benim ümmetimden Cennete girerler:Tevbe eden yiğit
genç. Sadakayı gizli veren kimse.Haramı terk eden ve Duha namazını kılan
kimse. Malının gitmesine razı olup, imam ile bir vakit namazının
gitmesine razı olmayan kimse. Allahü teâlâ hazretlerinin korkusundan
gözleri yaş ile dolan kimse. Ulema ile oturan kimse. Bir mü'mine
muhabbet eden ve Allahü teâlâ için ikram eden kimse.
İlim gönlü diri tutar
Ya Ali! Bir kimsenin üzerinden, alimler meclisinde oturmadan kırk gün
geçse, onun gönlü (kalbi) kararır. Büyük günah işler. Zira ilm gönlü
diri tutar. İlmsiz ibadet olmaz.
Ya Ali! Her kimin vera'ı olmasa, günah işlemekden men olmaz. Ona yerin
altı yerin üzerinden iyidir. Yani imanın yeri belli olmadığından,
kabirde durması daha iyidir.
Ya Ali! Bir nesneyi pişirmek istersen, iyi pişir. Yediğin vakit çok
çiğne. Yağmur yağarken düa et. Kafirler ile ceng olduğu vakt, Kur'an-ı
azim-üş-şan kıra'at olunduğu vakt ve farz namazından sonra düa et.
Ya Ali! Allahü teâlâ ona bir saliha ve muti' hanım verip, onun gönlünü
hoş tutması ve imam ile namaz kılmak ve komşuları kendinden razı olmak,
Allahü teâlânın ona ikramındandır.
Ya Ali! Melekler istigfar ederler o kimseye ki, onun evinde bal olur,
zeytin olur ve çörek otu olur. İçinde suret olan, şerab olan, köpek olan,
ana-babaya asi olunan ve hiç müsafir gelmiyen eve melekler hiç girmezler.
Sefere giderken Sure-i Yasini oku. On kerre inna enzelna (Kadr) suresini
oku, Allahü teâlâ hazretleri düşmanların şerrinden emin eder. Hiç
kimsenin yüzüne tokat vurma. Hayvanın dahi yüzüne vurma. Rü'yanı meğer
dostun da olsa, söyleme.
Yâ Alî! Uyumak istediğin zaman istigfâr söyle. "Sübhânallahü
velhamdülillah ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ
kuvvete illâ billahil aliyyül azîm." oku ve "Kul hüvallahü ehad"
sûresini çok oku ki, o Kur'ân-ı azîmin ışığıdır. Senin üzerine okumak
vazîfe olsun Âyet-el kürsîyi ki, bir harfinde bin bereket ve bin rahmet
vardır. Yâ Alî! Sûre-i Haşrı oku. Dünyâ ve âhıret şerrinden muhâfaza
eder.
Yâ Alî! Sana bir üzüntü erişir ise, "Sübhâneke rabbî lâ ilâhe illâ ente
aleyke tevekkeltü ve ente rabbül arşil azîm" oku. O düâyı oku ki,
Cebrâîl aleyhisselâm bana ta'lîm etmiştir: "Allahümme innî es'elüke afve
vel âfiyete fiddînî veddünyâ ve âhırete".
Ya Ali! Sana bir katılık erişdiği zeman, "Allahümme inni es'elüke bi
hakkı Muhammedin ali Muhammedin illa neciteni" söyle.
Ya Ali! Benim vasıyyetimi hıfz et. Nasıl ki ben Cebrail aleyhisselamdan,
O Rabbül aleminden sübhanehü ve teâlâ hıfz etti. Ya Ali! Sana bu
vasıyyette evvelin ve ahırin ilmini verdim. Her kim ki bunun ile amel
eylerse, dünyada ve ahıretde selamet üzere olur.
Ezd kabilesine nasihatları
Ezd kabilesi temsilcileri, Peygamberimizi ziyarete geldiler. Onların
ağır başlılıkları ve konuşmaları, Peygamberimizin hoşuna gitti.
Peygamberimiz "Siz, nesiniz?" diye sordu.Onlar "Mü'minleriz!" dediler.
Peygamberimiz, gülümsedi ve "Her sözün bir hakikatı vardır. Sizin
sözünüzün ve imanınızın hakikatı nedir?" diye sordu.
Onlar "On beş haslet (huy) tir.Onlardan beşi; iman etmemizi, beşi de:
işlememizi, elçilerinle emrettiğin şeylerdir. Geri kalan beşi ise:
cahiliye çağından şu ana kadar benimseyip adet edine geldiğimiz sen
istemezsen bırakacaklarımızın dışındaki şeylerdir ya Resulallah!"
dediler.
Peygamberimiz "İnanmanızı, elçilerimle size emir ettiğim beş şey
nelerdir?" diye sordu.Onlar "Sen, Allaha, Allahın Meleklerine,
Kitaplarına, Peygamberlerine ve öldükten sonra dirilmeye inanmamızı
Elçilerinle emretmiştin." dediler.
Peygamberimiz "İşlemenizi, size emrettiğim beş şey nelerdir?" diye
sordu.Onlar "Sen, la ilahe illallah Muhammedürresulullah dememizi,
namazı kılmamızı, zekatı vermemizi, ramazan orucunu tutmamızı, yoluna
güç yetince, Beytullahı hac etmemizi bize elçilerinle emretmiştin."
dediler.
Peygamberimiz "Cahiliye çağında benimseyip adet ve huy edinmiş olduğunuz
beş şey nelerdir?" diye sordu.Onlar "Bolluk zamanlarında nimete, hakkını
yerine getirmek suret ile şükür, bela ve musibet zamanlarında sabır ve
tehammül etmek, uğranılan kazaya rıza, savaş meydanlarında düşmanla
karşılaşınca, sebat göstermek ve savaşa gerçekten girişip savaşın
hakkını yerine getirmek, düşmanın üzülmesine, sevinmeyi veya düşmanın
sevinmesine üzülmeyi terk etmektir." dediler.
Peygamberimiz "İlim ve hikmet sahibi imişler. " buyurdu.Sonra da:"Ben,
size beş haslet daha artırayım da, söylemiş olduğunuz hasletleriniz
yirmiyi bulup tamamlansın:
1-Siz, yemeyeceğiniz şeyleri, toplayıp biriktirmeyiniz!
2-Oturmayacağınız binayı yapmayınız.
3-Kendisinden yarın ayrılacağınız şeyler üzerine üşüşüp birbirinizle
uğraşmağa kalkışmayınız.
4-Amellerinize göre mükafatlandırılmak veya cezalandırılmak üzre
kendisine döndürüleceğiniz ve huzuruna çıkarılacağınız Allahın
emirlerine aykırı davranmaktan sakınınız!
5-Siz, Ahirete sunacağınız hayırlı amelleri çoğaltıp masiyetleri
bırakmak ve içinde temelli kalacağınız Cenneti elde etmek hususunda
yarışmağa rağbet gösteriniz!
Ezd temsilcileri, Peygamberimizin öğütlerini ezberleyip hareket ettiler.
Mazlumun bedduasından sakın
Peygamberimiz, bir gün sabah namazını kıldırdıktan sonra cemaata yüzünü
döndürüp "Ey Muhacirler, ey Ensar cemaatı! Hanginiz Yemen'e hazırlanıp
gider?" diye sordu.Hz. Ebu Bekir "Ben giderim ya Resulallah!"
dedi.Peygamberimiz sustu. Ona cevap vermedi."Ey Muhacirlerle Ensar
cemaatı! Hanginiz Yemen'e hazırlanıp gider?" diye tekrar sordu.
Hz. Ömer kalkıp "Ben giderim ya Resulallah!" dedi. Peygamberimiz sustu.
Ona da, cevap vermedi.Sonra "Ey Muhacirlerle Ensar cemaatı! Hanginiz
hazırlanıp Yemen'e gider?" diyerek üçüncü kez sordu.
Muaz bin Cebel kalkıp "Ben giderim ya Resulallah!" dedi.Peygamberimiz "Ey
Muaz! Bu vazife, senindir. Ey Bilal! Bana sarığımı getir!" buyurdu.
Sarık getirilince, onu, Muaz bin Cebel'in başına sardı. Muaz bin Cebel,
Cened'de Kadılık, Hakimlik yapacak, halka İslâmiyeti, Kur'an okumayı
öğretecek, Yemen ülkesinde tahsil edilen zekat ve sadakaları da
vazifelilerinden teslim alacaktı
Peygamberimiz, Muaz bin Cebel'e "Sana bir dava getirilip arz edildiği
zaman nasıl ve neye göre hüküm verirsin?" diye sordu.Muaz bin Cebel "Allahın
Kitabındaki hükümlere göre hüküm veririm!" dedi.Peygamberimiz "Eğer
Allahın Kitabında dayanacağın açık bir hüküm olmazsa? Neye göre hüküm
verirsin? diye sordu
Muaz bin Cebel "Resulullahın o husustaki hükümlerine Sünnetine göre
hüküm veririm!" dedi. Peygamberimiz "Eğer, Resulullahın hükümlerinde
Sünnetinde de dayanacak bir hüküm bulunmazsa, ne yaparsın?" diye sordu
Muaz bin Cebel "O zaman, ben de tereddüd etmeden kendi görüşüme göre
ictihad eder, hüküm veririm!" dedi Bunun üzerine, Peygamberimiz, elini
Muaz bin Cebel'in göğsünü sığayarak "Hamd olsun o Allah'a ki,
Resulullahın Elçisini , Resulullahın hoşnud olacağı şeye muvaffak kıldı."
buyurdu
Sonra şu tavsiyelerde bulundu:
"Sen, Kitap ehli olan bir kavme gidiyorsun.Onları, Allahdan başka ilah
bulunmadığına, benim de, Resulullah olduğuma şehadet getirmeğe davet et!
Eğer, bu hususta sana itaat ederlerse, kendilerine bildir ki: Allah
onlara, her gün ve gecede, beş vakit namaz farz kılmıştır.Eğer, sana bu
hususta da, itaat ederlerse, onlara bildir ki: Allah, kendilerine,
zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek bir zekat farz
kılmıştır.Eğer, sana bu hususta da, itaat ederlerse, sakın, mallarının
en kıymetlilerini alma!Mazlumun bedduasından sakın! Çünkü, bu dua ile
yüce Allah arasında perde yoktur!" buyurdu
Muaz bin Cebel hazretleri " Bana, tavsiyenizi artırın! "deyince,
Peygamberimiz," Günahın arkasından hemen sevabı yetiştir ki, onu, yok
etsin!" buyurdu."Bana tavsiyeni biraz daha artırın! "deyince,
Peygamberimiz," İnsanlara, güzel ahlakla muamele et!" buyurdu. Sonra
şöyle devam etti:
" Ey Muaz! Sen ki Kitap Ehli bir kavmın üzerine gidiyorsun.Onlar,
senden, Cennetin anahtarı ne olduğunu soracaklardır.Onlara "Cennetin
anahtarı, "La ilahe illallahü vahdehu la şerike leh" de!" buyurdu
Muaz bin Cebel "Bana, Kitapta bulunmayan ve sizden de, işitmediğim bir
şey sorulur ve halli için bana getirilirse, ne buyurursun?" diye sordu.
Peygamberimiz "Allah için tevazu göster. Allah, seni yükseltir. Sakın,
iyice bilmedikçe, hüküm verme! Sana, müşkil, karmaşık gelen işi ehline
sor, danış, utanma! En sonra ictihad et!
Muhakkak ki, Allah, doğruluğuna göre seni muvaffak kılar.İşler, sana
karma karışık gelirse, gerçek, sence belli oluncaya kadar bekle, yahut,
bana yaz! O hususta keyfine göre hareket etmekten sakın! Yumuşak
davranmanı sana tavsiye ederim!
Yarım hurma bile olsa sadaka verin
Cerir bin Abdullah anlatır: Gündüzün ortalarında, Peygamber efendimizin
yanında bulunuyorduk.Derken, yalın ayak, kaplan postu rengindeki
gömleklerini, abalarını başlarına geçirmiş, kılıclarını sıyırmış yarı
çıplak bir takım kimseler çıkageldiler.
Resul aleyhisselam, onların fakir ve yoksul hallerini görünce, üzüntüden
yüzünün rengi değişti.Öğle namazını kıldırdıktan sonra cemaata bir hutbe
irad etti:
Bilesiniz ki, yüce Allah, kitabında buyuruyor ki.. diyerek şu ayetleri
okudu:
"Ey insanlar! Sizi, bir tek candan yaratan, ondan da, yine onun eşini
vücuda getiren ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar türeten
Rabbınızdan korkunuz.Şüphe yok ki, Allah, sizin yaptığınız herşeyi
görüyor.. (Nisa: 1)
Ey iman edenler! Allahdan korkunuz. Herkes, yarın (Ahiret günü) için ne
gönderdiğine bir baksın!Allah'dan korkunuz! Çünki, Allah, ne yaparsanız,
hakkıyle haberdardır. " (Haşr: 18)
Sözüne devamla "İnsan, dinarından, dirheminden, elbisesinden bir sa'
buğdayından, bir sa' kuru hurmasından hatta yarım hurma bile olsa sadaka
vermelidir." buyurdu.
Derken, Ensardan bir adam, hemen hemen elinin taşıyamayacağı kadar,
hatta elinin taşımaktan aciz kaldığı bir kese getirdi.Sonra, birbiri
ardınca herkes, bir şeyler getirmeğe başladılar.Nihayet, yiyeceklerden
ve elbiselerden iki küme meydana geldiğini gördüm.
Resul aleyhisselamın yüzünün memnuniyetten, altınla yaldızlanmış gümüş
gibi parıldadığını gördüm.Bunun üzerine, Resul aleyhisselam "Her kim,
İslâmda güzel bir çığır açarsa, o çığırın ecri ile kendisinden sonra o
çığırla amel edenlerin ecirlerinden hiçbir şey eksiltilmemek şartile
sevapları kendine aid olur. Her kim de, İslâmda kötü bir çığır açarsa, o
çığırın vebali ile kendisinden sonra onunla amel edenlerin vebalı,
hiçbir eksikleri olmamak üzere ona aid olur!" buyurdu.
|