|
AŞIK ÇOCUK
Abdülkadir Geylanî Hazretlerinin huzuruna çocuğunun elinden tutmuş
olarak bir kadın gelerek:
— Ya sultanelarifin! Bu oğlum size aşık olmuş, iki sözünün biri siz
oluyorsunuz. Hatta yemekten içmekten kesildi. Hep sizi anıyor. Ne olur
bunun yanınızda kalmasına müsaade edin! Sizin hizmetinizde bulunsun da
muradı yerine gelsin, dedi.
Kadının bu istirhamı Gavsülazam tarafından kabul edildi. Çocuğa ilk
nasihat olarak da:
— Evladım ilk işin nefsinle mücadele olacaktır. Hemen durma başla! dedi
ve ilk vazifesini tarif etti.
Çocuk aldığı talimat üzerine nefsiyle mücadele etmeye başladı. Yemeden
içmeden fariğ olmuş sadece nefsini terbiye etmek için uğraştığından,
benzi daha da solmuş sanki bir kemik bir deri kalmıştı. Birgün çocuğun
annesi oğlunu ziyarete geldiğinde onun o halini görüp annelik şefkati
galip gelerek üzüldü. Şeyhin huzuruna çıkıp durumu anlatmayı düşünerek
içeri girdiğinde bir de ne görsün, Hazreti Şeyh daha tavuk etini yeni
yemiş hatta kemikleri ortada duruyordu. Kadın:
— Ya Gavsül A'zam, siz tavuk etiyle beslenirsiniz, bizim çocuk ise arpa
kırıntıları ile idare etmeye çalışıyor. Bu Allah'tan reva mıdır? dedi.
Kadını dinleyen Gavzül A'zam kadına hiç cevap vermeyip, tavuğun
kemiklerini bir araya toplayıp:
— Kum biiznillahil izamı wehiye remîm, dedi. Yani; Ey kurumuş kemik
Allah'ın izniyle kalk! Der demez tabağın içindeki kemikler bir tavuk
olarak kalktı ve «Dik dik» ederek kaçıp gitti.
Abdülkadir Geylanî Hazretleri kadına dönerek:
— Sen oğlunun bu kuvvete malik olmasını arzu etmez misin? Cenab-ı Allah
senin oğluna da ne zaman bu kuvveti ihsan ederse istediği nimetten
yiyebilir, hiçbir zararı yoktur, dedi.
Şeyh Hazretlerinin bu açık kerametini gözleriyle gören kadın, Abdülkadir
Geylanî Hazretlerinden özür dileyerek ayrıldı.
* * *
|