|
ŞÜPHELİ ZİFAF
İki kardeş iki kız kardeşle evlenmişlerdi. Düğünleri yapılan kardeşler
zifaf gecesi yanlışlıkla birbirlerinin hanımının odasına girdiler.
Evlenen gençlerin babası durumu sabahleyin farkedince zamanın ilim
adamlarından meseleyi halletmeleri için gelip vaziyeti anlattı.
Orada bulunanlardan Süfyan-ı Sevrî:
— Böyle yanlışlık Hazreti Ali zamanında da olmuştu da, Hazreti Muaviye
meselenin halli için Hazreti Ali'ye mektup yazmıştı. Hazreti Ali de;
Her ikisi de zifafa girdiği kadının mihrini ödedikten sonra gelinlerin
kocalarına dönmelerine hükmetmişti. Bu da aynı olması lazımdır, dedi.
Sevrî'nin bu nakli, orada bulunan diğer alimlerce de benimsendi. Fakat
orada bulunan alimlerden Misar bin Kıdam, İmam-ı A'zam Hazretlerine:
— Bu meselede sizin görüşünüz nedir? Siz sustunuz... Bir diyeceğiniz mi
var? Diye sorunca Süfyan-ı Sevrî Hazretleri:
— Ebu Hanife benim söylediğimin hilafını iddia edecek değilya, dedi.
İmam-ı A'zam Hazretleri ise, evlenen iki genci huzuruna çağırıp, zifafa
girdikleri hanımlardan memnun olup olmadıklarını sordu. Onlar memnun
olduklarını söylediler.
Bunun üzerine Hazreti İmam, Her ikisine de eski hanımlarını boşamalarını
söyledi. Onlar da boşadılar. Bu sefer tekrar zifafa girdikleri
hanımlarıyla nikahladı. Tekrar mihir verilmesine de lüzum görmeyip eski
mihirlerini baki kıldı.
İmam-ı A'zam Hazretleri bu meselenin hallinde Hazreti Ali'nin hilafına
bir hüküm vermiş olmuyordu. O ileride doğabilecek fitneyi önlemek için
bu yönü tercih ediyordu. Orada bulunan alimlerden Mis'ar b. Kıdam İmam-ı
A'zam'ın ellerinden öptü ve:
— Ebu Hanife'yi sevdiğim için beni ayıplamayın! Dedi. Süfyan-ı Sevrî ise
itiraz etmediği gibi sadece susmuştu.
* * *
|