|
KANUNİNİN MEKTUBU
Osmanlı sultanları her zaman şeriata bağlı ve din alimlerine son derece
saygılı insanlardı. Bilhassa Osmanlı şeyhülislamları içinde öyle alim ve
fazıl zatlar gelip - geçti ki, onlara zamanın sultanları son derece
hürmet ve saygıda hiç bir zaman kusur etmemişlerdir. İşte bunlardan bir
tanesi de Kanuni gibi bir büyük Osmanlı Sultanının saygı ve sevgisini
kazanan Şeyhülislam Ebussüûd Efendidir.
Koca Kanuni muharebe meydanında kendisine Ebussüûd'un hastalandığı
haberi gelince hemen atından aşağı iniyor ve yerine bıraktığı
Şeyhülislamına şu tarihi mektubu bizzat kendisi yazıyor. Üslup aynen
muhafaza edilmiştir ve kelimeler Kanuninin kendisine aittir:
— Halde haldaşım, sinde sindaşım, tarîk-i Hak'ta yoldaşım, ahiret
karındaşım Molla Ebussüûd Hazretleri, dua'yı Hüdai belagatten sonra
nedir haliniz ve nicedir lazim-ül imtizacınız? Sıhhatte ve afiyette
misiniz? Hazreti Hak Hazine-i hafiyesinden kemal-i kuvvet ve selamet
eyleye. Bimennihi lütuflarından niyaz olunur ki, evkat-ı mübarekeden bu
muhlislerini kalb-i şeriflerinden ihraç ve izac etmeyeler; ola ki,
küffar-ı hakisarmünhezim ve mükedder ve asâkir-i İslâm mansur ve
muzaffer olup rızaüllah'a muvafık amel ola.
Eddüa, sümmeddüa bende-i Hüdâ, Süleyman-ı bîriya»
Dikkat edilirse Kanuni Sultan Süleyman, mektubunda dua etmesi için
istekte bulunduktan sonra en sonunda yine «Süleyman-ı bîriya» diyerek
mektubunu bitirmesi bu mektubunda samimi olduğunu ifade etmek istemesini
ve kat'i şekilde riyaen değil ihlasla kendisine bu mektubunu yazdığını
ima etmek istemiştir. Mektubun sonundaki imza bunu göstermektedir.
* * *
|