|
CİHAD
Hicretin sekizinci senesi idi. İslâm ordusu Zeyd bin Harise'nin
kumandasında 15 bin kişilik bir askerle Mûte'de Rum ordularıyla
savaşacaktı. Düşman ve İslam orduları harp meydanında hazır oldular.
Nihayet Resûlüllah'ın verdiği beyaz bayrak Zeyd bin Harîse'nin elinde
olduğu halde savaş başladı.
Zeyd bin Harise, düşman üzerine öylesine dalışlar yapıyordu ki, 15 bin
kişilik islam ordusuna karşı savaşan 100 bin kişilik düşman askeri
ummadıkları bir kuvvetle karşı karşıya olduklarını anladılar. Fakat
müslümanlar az olduklarından ancak bir kişi bir manga düşmanla dövüşmek
mecburiyetinde kalıyordu.
Birkaç dakika sonra Zeyd bin Harise şehit düştü. Atından düşen Zeyd'in
bayrağını hemen Cafer bin ebi Talip alarak düşman üzerine olanca
şiddetiyle saldırmaya başladı. Bayrağın Cafer'in eline geçtiğini gören
kafirler, korku içinde sağa sola kaçışmaya başladılar. Onlar kaçıyor
hazreti Cafer kovalıyordu. Harp bütün şiddetiyle devam ederken tenha bir
yerden Abdullah bin Revaha'nın gür sesi bütün eshap tarafından işitildi.
Abdullah bin Revaha (R.A.) şöyle nida ediyordu:
— Ey müslümanlar, Ey Resûlüllahın eshabı! Biz evlerimizden çıkarken
şehid olmak ve islâmm izzetini yüceltmek için çıkmadık mı? Biz ölürsek,
şehid olup irtihal eden kardeşlerimize kavuşuruz. Galip gelirsek Mûte'ye
islamm bayrağını diker dünyada ve ahirette şerefe kavuşuruz, diyerek
eshaba bir kat daha moral verdi.
Hazreti Cafer girdiği küffar askerlerini pırasa gibi doğrarken arkadan
bir düşman askeri sağ kolunu bir kılıç darbesiyle düşürdü. Sağ elindeki
islam bayrağını bu defa sol eline alan Cafer Hazretleri o haliyle bile
düşmana karşı koymaya devam ediyor ve mücadeleyi sürdürüyordu. Biraz
sonra bir kılıçla da Cafer'in (R.A.) sol kolunu kestiler. Fakat o hâlâ
bayrağı bırakmıyor koltuğunun altında muhafaza etmeye çalışıyordu. Fakat
artık takati kalmamıştı. Atından aşağı düşerek şehadet şerbetini içti.
Hazreti Cafer'in şehid edildiğini duyan Abdullah bin Ravaha elinde
yemekte olduğu et parçasını bir tarafa fırlatarak:
— Cafer öldükten sonra bana yaşamak yakışmaz diyerek, bayrağı kaptığı
gibi oda düşman saflarına hücuma geçti. O da Hazreti Cafer gibi çok
üstün kılıç kullanıyordu ve her vuruşta bazan iki bazen bir kafir
kellesini kesip canını cehenneme yolluyordu.
Müslümanların zayiatı çok büyük olmuştu. Nihayet Abdullah da şehid oldu.
Bu sefer bayrağı Hazreti Halid almıştı. O gecenin karanlığından istifade
ederek askerlerin yerlerini değiştirdi. Sabah savaşa sağdaki askerleri
sola soldakileri de sağa alarak başladı.
Bu harp taktiği düşmanın aklına gelmemişti. Onlar müslümanlar'a yeni
takviye kuvvetler gelmiş zannederek çareyi kaçmakta buldular ve savaş
alanını terkettiler. Böylece Halid bin Velidin kumandasındaki İslam
askeri 100 bin kişilik düşmana galip gelmiş zafer 15 bin kadar müslümana
nasip olmuştu.
* * *
|