DİNİ HİKAYELER

 

TEVHİDİN FAZİLETİ


DÖRDÜNCÜ HİKÂYE

Benî İsrail'de bir kimse vardı ki, tam 70 yıl bir öküze ilâh diye tapar ve onun idrarı ile gusledip yüzünü yıkardı. Bu şahıs bir gün öküzünü otlatmak için bir bahçeye götürdü. Öküz otlarken kendisi de yün eğiriyordu. Hava bulutlu olduğundan, yağmur yağmaya, yıldırımlar ve şimşekler çakmaya başladı, öküz fena halde korkarak, o bahçeyi tam 40 kerre dolaştı ve kendisine sığınacak bir yer aradı.

O şahıs baktı ki öküz korkusundan terlemiş ve terleri kâmından aşağıya akıyor. Nihayet Hazreti Hak Celle ve Âlâ, o kimsenin kalbine rahmet nazarı ile bakarak, şöyle ilham etti:

— Yıldırım ve şimşekten korkan şey, İlâh olmaya nasıl lâyık olabilir?

Bunun üzerine o şahıs, Cenabı Hak'ka teveccüh edip:

— Ya Rabbî! Senden, beni kabul etmeni diliyorum. Eğer senin koyunların varsa onları güdeyim. Şayet yoksa, benim malımı bölüşelim,» diye niyazda bulundu.

Hak Teâlâ o zamanın peygamberine:

— Git falan bahçede, falan kimseye selâmımı söyle. Onun evvelce öküze ibadet ettiğine bakma. Kalbindeki bizim sabit kıldığımız mafireete bak. Eğer Hz. Hak Celle ve Âlâ'nın, Rum ve Frenk diyarına, bir zerre marifeti yetişse, hiç bir kimse kalmayıp hepsi ehl-i İslâm olurdu. Ey Peygamberim! O kuluma söyle, Rabbinin kimseye ihtiyacı yoktur ki, malını muhafaza etsin. Rabbin, dünya ve ahiretin muhafaza edicisidir. Fakat «Malımı bölüşelim» dediğini kabul ettim Onun yerine marifet ve iman verdim. «Ya Rabbî! Beni kabul eyle.» diye niyazda bulunması, hatalıdır. Zira, benim dilemediğim kimse, beni, diletemez. İradem onun iradesinden öndedir.» diye vahyetmiştir.

* * *