|
ONUNCU HİKÂYE
Ebû Nasr Semerkandî'den şöyle rivayet edilmiştir:
Hz. Rasûlü Ekrem (S.A.V.) mi'rac gecesi Sidretü'l-Münteha'ya vardığı
zaman, taraf-ı izzetten, Sidretü'l-Menteha'ya hitaben:
— Ya Sidre! Habibim ve Rasûlüm, bütün kullarımın en azizi ve ekremi,
dünya ve âhireti, arşı ve kürsü, semâvatı ve seni O'nun hürmetine
yarattım. Habibim sende hazır olmuştur. Üzerine bir nisap yap ki,
kullarım arasında ebedî yâd olsun, diye buyuruldu.
O anda Sidre öyle bir azamete geldi ki, yerler ve gökler bir köşesinde
şark île garb arasında bir yüzük gibi kaldı. Daha sonra hareket ederek
altunla, Sidretü'l-Münteha doldu. Ve Hz. Fahri Âleme, son derece iltifat
eyledi.
Cenab-ı Peygamber bu durumu görüp, makaam-ı kaab-ı kavseyn'e yükseldi ve
Cenabı Hak'ka hacetlerini beyan eyledi. Hepsinin kabulü ile şad olarak
dönmek istediği zaman, içlerine huzû ve huşu ile bir hacet gelerek:
— Ey bütün gizliliklere vâkıf olan Rabbim! Bütün esrarıma vâkıf ve
muttalisin diye niyaz ettiği zaman, taraf-ı izzetten: «Habibim! Muradını
arzeyle.» buyuruldu. Hz. Fahri Âlem (S.A.V.) de:
— Ya Rabbî! Kâbe-i Mükerreme'de, ceddim İbrahim'in makamını bana makam
kıl. O şeref, benim için olsun, deyince Hak Celle ve Âlâ Hazretleri:
— Ya Muhammed! Bu hacetini kabul ettim. Zira Halil'im İbrahim, bizim
dostluğumuz için ehlü iyal, evlad ve akrabasından ayrılarak, vahy-i
ilâhim mucibince o makamı, kendisine makam ittihaz edip, kıyamete kadar
o şeref ile O'nu aziz kıldım. Seni de Kaab-ı Kavseyn ve Habibim olmakla
müşerref eyleyip, bütün enbiya ve mürselîn'in faziletlisi kıldım. Ey
Habibim! Muhakkak ihlas ile ibadet eyleyenin amelini zayi etmem, buyurdu.
Hz. Fahri Âlem (S.A.V.) Efendimiz, bunun üzerine izzet ve şeref ile
mi'rac'dan döndüler ve vâkî olan ahvali eshâb-ı Kiram'a tebliğ
buyurdular.
* * *
|