|
DÖRDÜNCÜ HİKÂYE
Ezvac-ı Mutahharat'tan Ümmü Habîbe (R.A.) validemiz Ebû Süfyan'ın kızı
idi. Pederleri önceden henüz müslüman olmamıştı ve Mekke-i Mükerreme'de
oturuyordu. Rasûlüllah Efendimiz Hazretleri de Medine-ı Münevvere'ye
hicret ettiği için, aradan 10 yıl geçmişti ki, Ebû Süfyan kızını
görmemişti. Bir gün görmek üzere, Medine-i Münevvere'ye gider ve hücre-i
saadete girer. Kızının Hazreti Rasûlüllah için döşemiş olduğu yere
oturmak ister. Kızı:
— Ya baba, o yer Rasûlü Ekrem Hazretlerinindir, diğer yere oturunuz,
der. Ebû Süfyan:
— Ey kızım, bizim evimizdeki döşemeleri bilmez misin?
— Bilirim, fakat bu ona kıyas olmaz, zira makam-ı Rasûlüllahtır. O'na
olan hürmet senin zannettiğin gibi değildir, deyince Ebû Süfyan
darılarak çıkar gider.
Rasûlü Ekrem Efendimiz Hazretlerinin yüksek âdeti îdi ki, yatsı namazını
kılmadan hâne-i saadete gelmez idi. Namazdan sonra hânelerine teşrif
ettikleri zaman Ümmü Habîbe, hadiseyi ifade eder. Rasûl-ü Ekrem
Efendimiz Hazretleri sabah namazına teşrif ettikleri zaman «Yakında
Allahu Teâlâ Hazretleri sizinle ve sizden, aralarında adav edenlere,
iman müyesser edip, muhabbet üzere kılar.» mealindeki âyet-i kerîme
nazil olur.
Bunun üzerine Rasûlüllah (S.A.V.) Hazretleri:
— Gidin Ümmü Habîbe'ye selâm ve müjde verin. Nübüvvet mertebesinin
kadrini bilip, tazım ve tekrîm ettiği için, Cenabı Hak babasına iman ve
ma'rifet ile ihsan eyledi, buyurdular.
Aradan çok geçmeden, Ebû Süfyan ve O'na tabî olanlar hep birlikte iman
ile müşerref oldular.
* * *
|