|
ONUNCU HİKÂYE
Nakledilir ki: Bir gün Rasûlüllah (S.A.V.) Hazretlerine bir ârâbî
gelerek:
— Ya Rasûlallah! Ben bir günah işledim. Şer'i şerife göre bana had lâzım
geldi. Cezamı dünyada verin, zira âhiret azabına tahammül edemem, der.
O esnada öğle namazı vakti olduğu için, Hz. Bilâl (R.A.) ezan okuyordu.
Namazı kıldıktan sonra Hz. Rasûlü Ekrem mübarek sırtlarını mihraba dönüp
eshâb-ı kirama sohbet etmeye oturdu. O ârâbî, ayağa kalkarak meselesini,
yine ifade etti. Hz. Rasûlü Ekrem (S.A.V.):
— Ya kişi, bu namazı bizim ile kıldın mı? diye sordu. O da: «Evet Ya
Rasûlallah» dedi. «Öyle ise Hak Sübhanehu ve Teâlâ Hazretleri, senin
günahını efvetti ve tevbeni kabul etti,» buyurdular. Eshâb-ı Kiram:
— Ya Rasûlallah! Namaz ile günah afvolur mu? diye sual ettiler. Hz.
Fahri Âlem Efendimiz de: «Beş vakit namaz günahları yıkayıp temizler»
buyurdular. Ve yine «Ey eshabım! Sizlerden birinizin evinin önünden, bir
ırmak aksa ve günde beş defa o ırmakta yıkansa, gövdesinde kir kalır mı?»
buyurdular. Eshâb: «Hayır ya Rasûlallah!» dediler, öyle ise bir kul, beş
vakit namazı kılmak ile, günde beş kerre Hak'kın deryasına girer. On'da
nasıl günah kalır? diye buyurdular.
Böyle olunca mü'minlere lâyık vacip olan bir vakit namazı kazaya
bırakmayıp, vaktinde edasına gayret etmektir. Ümid edilir ki, kıyamet
gününde o namazlar derdine derman olup, şefâat-ı rasûlüllah'a nail olur.
* * *
|