|
ALTINCI HİKÂYE
Buhara diyarında, Nasr Bin Ahmed isimli bir bey, bir cuma günü atına
binerek cuma namazına gider. Mescide yaklaştığı bir sırada, kaamet
sesini işitir. Hemen atından iner ve mescidin dışında, kuru yer üzerinde
namaza durur. Arkadaşları her ne kadar seccade getirip orada kılmasını
dilerse de o, asla iltifat etmeyip kum üzerinde namazını eda eder.
Aradan bir kaç gün geçtikten sonra mezkûr bey vefat eder, O zamanın
azizleri: «Bu beyin zulmü var idi, acaba Cenabı Hak nasıl muamele etti.»
diyerek Allahu Teâlâ Hazretlerine teveccüh ettiler. Rüyalarında o beyi
çok yüksek bir makamda müşahede ederek bu makama nasıl çıktığını
sordular. Bey şöyle anlattı:
— Ruhum bedenimden ayrıldığı anda, Cenabı Hak'ka arz ettiler. Cenabı Hak
ve Feyyaz-ı Mutlak Hazretleri de bana hitaben: «Sen zalim bir kimse idin.
Lâkin filan gün cuma namazında atından inip benim için kuru yerde namaz
kıldığın için, senin günahlarını afvettim ve rahmet-i ilâhiyeme mazhar
ettim.» buyurdu. Elhamdülillah bu kadar izzet ve ikrama nail oldum, dedi.
İşte bir kerre ihlas ile secde etmek, bir zalimin bunca zulmüne kefaret
olup rahmet-i ilâhiyeye mazhar oluyor.
* * *
|