|
İKİNCİ HİKÂYE
Bir kadın Hasan-ı Basrî Hazretlerine gelerek:
— Benim bir kızım vardı, vefat etti. O'nu çok seviyordum. Rüyamda görmek
istiyorum. Fakat bir türlü müyesser olmadı. Bana bir şey öğretin ki,
rüyamda göreyim. Hasan-ı Basrî Hazretleri:
— Ey Hatun, yatsı namazından sonra dört rek'at namaz kılıp, her bir
rek'atinde bir «Fatiha» ve bir «Elhâkümüt tekâsür» suresini oku.
Namazdan sonra da salavat-ı şerife ile meşgul olarak uykuya yat. Böylece
kızını görürsün.
Kadın aynen O'nun buyurdukları gibi yaparak yattı. Hakikate rüyasında
kızını gördü. Fakat kızın elleri ve ayakları ateşten zincirlerle
bağlanmış, katrandan elbiseler giydirilmiş olarak azab edilmekteydi.
Uyanınca rüyasını hemen Hasan-ı Basrî Hazretlerine ifade eder. O da:
— Ey Hatun! Kızın için sadaka ver ve dua et. Ümid edilir ki, Hak Celle
ve âlâ Hazretleri, kızından azabı kaldırıp rahmet eder, der.
Kadın, ağlayarak gider. Sadaka verir ve ibadet ederek duada bulunur.
Cenabı Hak'dan kızının afvını temenni eder.
O gece Hasan-ı Basrî Hazretleri rüyasında görür ki: Cennet bahçelerinden
bir bahçe ortasında, yüksek bir sedir kurulmuş ve üzerine gayet güzel
bir kız oturuyor. Başının üzerinde de nurdan bir taç var. Kendisine kim
olduğunu sorunca:
— Namaz kılmasını söylediğin kadının kızıyım, der. Hasan-ı Basrî
Hazretleri:
— Annen seni başka bir surette görmüş ve çok üzülmüştü. Bu mertebeye ne
ile nail oldun, diye sorar. Kız:
— Rüyada annemin gördüğü gerçektir. Biz 70 bin kişi idik. Hepimiz
kabrimizde öylece azab olunuyorduk. Salihlerden bir zat geçerken
kabrimin üzerine salavat-ı şerife okuyup, sevabını bize bağışladı. O'nun
sevabından benim hisseme bu mertebe düştü, diye cevap verdi.
Hasan-ı Basrî Hazretleri uyandı ve o kızın annesini bularak, kızının
halini haber verince, kadın son derece sevindi. Hz. Allah'a çok
şükrederek, gece-gündüz salavat-ı şerifeye devam etti.
* * *
|