|
DÖRDÜNCÜ HİKÂYE
İbrahim Edhem Hazretleri bir gece Mescid-i Aksa'ya gider ve kapılarını
kapayarak tenhaca ibadet ile meşgul olur. Bir gün gecenin üçte birinden
sonra bir de bakar ki, kapılar açılır ve bir şeyh ile 40 tane müridi
içeriye girip ikişer rek'at namaz kıldıktan sonra, vaaz ve nasihat
zamanında halka olup otururlar. Her nedense şeyh bazı düşüncelerinden
dolayı susar. Müridleri de her halde yabancı birisi vardır da onun için
konuşmuyor zannederek: «Ya Şeyh, burada bizden başka kimse olmamak
gerekir.» dedikleri zaman şeyh:
— Bilmez misiniz ki, İbrahim Edhem 40 gündür burada ibadet eder. Fakat
asla ibadetin lezzet ve halavetini duyamaz, buyurur.
İbrahim Edhem Hazretleri hemen şeyhin yanına gelerek:
— Ya Şeyh, hakikaten 40 gündür burada ibadet ediyorum. Fakat hiç
lezzetini duyamıyorum. Sebebini de anlayamadım. Lütfen hikmetini beyan
buyurun, diye niyazda bulunur. Şeyh de:
— Ya İbrahim Edhem, Basra'da bir hurmacıdan, hurma alırken bir hurma
yere düşmüştü. Halbuki o, hurmacının olduğu halde sen alıp kendinin
zannederek yemiştin. Bu surette, senin olup olmadığını araştırman lâzım
iken, nasılsa unutmuştun. İşte sebeb budur, diye buyurur.
Bunun üzerine İbrahim Edhem, doğru Basra'ya gider ve hurmacıyı bulup,
halini ifade ile helâllik diler. O da helâl eder. Lâkin bu vaziyet
hurmacının kalbine son derece te'sir ederek, ticareti bırakır ve
evliyaullahın yoluna sülük ederek âbid bir kimse olur.
Bir kimse alış verişinde kemâl mertebe doğru olup haram ve şüpheli
şeylerden çok sakınırsa, ibadetin lezzetini ve sefasını bulacağı
şüphssizdir.
* * *
|